Vallahi artık bazı şeyleri yazarken belediyeyi eleştirmekten önce dönüp aynaya bakmak geliyor içimden.
Geçen gün çöp atmaya gidiyorum...
Konteynerin etrafı çöp içinde.
İlk refleks ne?
"Yine çöp kamyonu gelmemiş."
Sonra kapağı açıyorum...
Konteyner bomboş!
Bizim çok akıllılar çöplerini içine atmaya üşenmiş, yanına bırakmış.
Yuh yaaa! Bir poşeti yarım metre kaldırmaya bile tenezzül etmemişler.
Buna ne diyeceğiz?
Sabah saat 07.00...
Koşuya çıkıyorum.
Belediye ekipleri plajda arı gibi çalışıyor.
Kumu eliyorlar.
Çöpleri topluyorlar.
Şezlongları düzeltiyorlar.
Gerçekten emek veriyorlar.
Üç saat sonra denize girmek için aynı plaja gidiyorum.
Sanki başka bir yere gelmişim.
İzmarit...
Plastik bardak...
Boş şişeler...
Poşetler...
Yemek artıkları...
Kumun altından çocuk bezi çıkıyor.
Yetmiyor...
Kadın pedi çıkıyor kardeşim, kadın pedi!
İnsan utanır ya...
Üstelik bütün bunların olduğu yerin hemen yanında çöp konteyneri duruyor.
Hem de bomboş.
Bitti mi?
Yok.
Arabasını yolun ortasında durdurup küllüğünü asfalta boşaltan öküzler var.
Camdan sigara izmariti atanlar...
Boş soda şişesini yola fırlatanlar...
Yediğini içtiğini olduğu yere bırakanlar...
Sonra da dönüp...
"Belediye çalışmıyor."
Yahu...
Belediyeyi ben de eleştiriyorum.
Eleştirmeye de devam edeceğim.
Eksik varsa yazacağım.
Yanlış varsa söyleyeceğim.
Ama kardeşim...
Bu magandalığın, bu hödüklüğün, bu umursamazlığın sorumlusu belediye değil.
Çöp kamyonu her on dakikada bir mi dolaşacak?
Her vatandaşın başına bir zabıta mı dikilecek?
Plajda her şemsiyenin yanına bir temizlik görevlisi mi koyacağız?
Olmaz.
Olmayacak da.
Çünkü mesele temizlik değil...
Mesele zihniyet.
İnsan kendi yaşadığı yere bunu yapar mı?
Sonra da Bodrum kirli diye veryansın eder.
Yahu Bodrum'u kirleten zaten sensin!
Önce elindeki çöp poşetini konteynere atmayı öğren.
Biraz vicdan...
Biraz utanma...
Biraz da yaşadığımız kente saygı...
İnanın bunlar olsa Bodrum'un yarı sorunu zaten kendiliğinden çözülür.
Siz Bodrum'u sevmiyorsunuz.
Sadece kullanıyorsunuz.
Ve kusura bakmayın...
Bunun adı da medeniyet değil.
Düpedüz magandalık.
Ne diyeyim Sevgili Tamer Mandalinci...
Belediyeyi yönetmek zor.
Ama asıl zor olan, kendini düzeltmeye niyeti olmayan insanlarla aynı şehri yönetmek.
Allah gerçekten kolaylık versin!