Alp ARBAK
Köşe Yazarı
Alp ARBAK
 

MADENİ SORGULUYORUZ, FONU NEDEN SORGULAMAYALIM?

Akbelen’i yıllardır konuşuyoruz. Köylüler direndi, çevreciler destek verdi, eylemler yapıldı. Konu Türkiye sınırlarını da aştı, uluslararası platformlara taşındı. Eyvallah… İnsan toprağını savunur. Ağacını, zeytinini, suyunu korumak ister. Bundan daha doğal ne olabilir? Ama benim kafama takılan başka bir şey var. İkizköy’den Nejla Işık’ın mücadelesi artık uluslararası çevrelerde de biliniyor. Işık’ın yer aldığı bazı çalışmaların Alman Friedrich Naumann Vakfı’nın Türkiye faaliyetleri kapsamında desteklendiği açık kaynaklarda görülüyor. Hatta benim ilgimi hafta sonu konuyla ilgili yazı yazan bir arkadaşım çekti! Şimdi soruyorum; Bir Alman vakfı Milas’ın bir köyündeki maden mücadelesiyle neden ilgilenir? Yanlış anlaşılmasın. “Alman fonu varsa kesin bir iş vardır” demiyorum. Fon almak suç değil. Uluslararası destek almak da suç değil. Ama sormak da suç değil kardeşim! Ne kadar destek veriliyor? Hangi çalışma için veriliyor? Bu destekle ne yapılıyor? Hazırlanan içerikler, videolar, raporlar nerelerde ve hangi söylemle kullanılıyor? Bunları merak etmek ne zamandan beri çevre düşmanlığı oldu? Üstelik bu filmi daha önce gördük. BERGAMA’YI HATIRLAYIN 90’lı yıllarda Bergama’daki altın madeni karşıtı eylemler Türkiye’yi ayağa kaldırmıştı. Köylüler yıllarca mücadele etti. Sonra iş uluslararası boyuta taşındı. Avrupa’dan kuruluşlar, çevre örgütleri, bazı Alman vakıfları derken Bergama sadece Bergama olmaktan çıktı. O dönem Alman vakıflarının bu hareketlerle ilişkisi yıllarca tartışıldı. Şimdi benzer soruları Akbelen için sormak neden ayıp olsun? Bakın, çok açık söylüyorum: Akbelen’de köylünün kaygısını küçümsemiyorum. Madencilik şirketlerinin çevreye etkisi sonuna kadar denetlensin. Yanlış yapan varsa hesabı da sorulsun. Ama kantarın topuzunu da kaçırmayalım. Maden şirketinin parasını, ilişkilerini, yaptığı işi sorguluyoruz da çevre hareketlerinin arkasındaki uluslararası finansmanı neden sorgulamayalım? Şeffaflık tek taraflı mı? Bir taraftan hesap sorup diğer tarafa “aman dokunmayın” diyemeyiz. Hele konu Türkiye’nin madeni ve enerjisiyse hiç diyemeyiz. Çünkü bu ülkenin enerjiye ihtiyacı var. Sanayinin elektriğe, insanların işe, Türkiye’nin de dışarıya daha az bağımlı olmaya ihtiyacı var. Elbette ağacımızı da koruyacağız, zeytinimizi de, suyumuzu da. Zaten mesele “maden mi, ağaç mı?” kadar basit değil. Mesele, o madeni doğayı katletmeden nasıl çıkaracağımız. Ve bir mesele daha var: Türkiye’nin doğal kaynakları konusunda yürütülen tartışmalarda kimlerin, hangi parayla, hangi amaçla yer aldığını bilmek. Kimseye ajan demiyorum. Kimseyi maşa ilan etmiyorum. Ama şu soruyu da sormadan geçemiyorum: Bergama’dan Akbelen’e uzanan bu mücadelede gerçekten karşımızda sadece toprağını savunan köylüler mi var? Yoksa o köylülerin haklı kaygılarının etrafında yıllar içinde oluşmuş çok daha büyük, uluslararası bir ağ mı var? E bunu da sormak lazım ama değil mi?
Ekleme Tarihi: 16 Ağustos 2026 -Pazar

MADENİ SORGULUYORUZ, FONU NEDEN SORGULAMAYALIM?

Akbelen’i yıllardır konuşuyoruz.

Köylüler direndi, çevreciler destek verdi, eylemler yapıldı. Konu Türkiye sınırlarını da aştı, uluslararası platformlara taşındı.

Eyvallah…

İnsan toprağını savunur. Ağacını, zeytinini, suyunu korumak ister. Bundan daha doğal ne olabilir?

Ama benim kafama takılan başka bir şey var.

İkizköy’den Nejla Işık’ın mücadelesi artık uluslararası çevrelerde de biliniyor. Işık’ın yer aldığı bazı çalışmaların Alman Friedrich Naumann Vakfı’nın Türkiye faaliyetleri kapsamında desteklendiği açık kaynaklarda görülüyor. Hatta benim ilgimi hafta sonu konuyla ilgili yazı yazan bir arkadaşım çekti!

Şimdi soruyorum;

Bir Alman vakfı Milas’ın bir köyündeki maden mücadelesiyle neden ilgilenir?

Yanlış anlaşılmasın.

“Alman fonu varsa kesin bir iş vardır” demiyorum.

Fon almak suç değil. Uluslararası destek almak da suç değil.

Ama sormak da suç değil kardeşim!

Ne kadar destek veriliyor?

Hangi çalışma için veriliyor?

Bu destekle ne yapılıyor?

Hazırlanan içerikler, videolar, raporlar nerelerde ve hangi söylemle kullanılıyor?

Bunları merak etmek ne zamandan beri çevre düşmanlığı oldu?

Üstelik bu filmi daha önce gördük.

BERGAMA’YI HATIRLAYIN

90’lı yıllarda Bergama’daki altın madeni karşıtı eylemler Türkiye’yi ayağa kaldırmıştı.

Köylüler yıllarca mücadele etti. Sonra iş uluslararası boyuta taşındı. Avrupa’dan kuruluşlar, çevre örgütleri, bazı Alman vakıfları derken Bergama sadece Bergama olmaktan çıktı.

O dönem Alman vakıflarının bu hareketlerle ilişkisi yıllarca tartışıldı.

Şimdi benzer soruları Akbelen için sormak neden ayıp olsun?

Bakın, çok açık söylüyorum:

Akbelen’de köylünün kaygısını küçümsemiyorum.

Madencilik şirketlerinin çevreye etkisi sonuna kadar denetlensin. Yanlış yapan varsa hesabı da sorulsun.

Ama kantarın topuzunu da kaçırmayalım.

Maden şirketinin parasını, ilişkilerini, yaptığı işi sorguluyoruz da çevre hareketlerinin arkasındaki uluslararası finansmanı neden sorgulamayalım?

Şeffaflık tek taraflı mı?

Bir taraftan hesap sorup diğer tarafa “aman dokunmayın” diyemeyiz.

Hele konu Türkiye’nin madeni ve enerjisiyse hiç diyemeyiz.

Çünkü bu ülkenin enerjiye ihtiyacı var.

Sanayinin elektriğe, insanların işe, Türkiye’nin de dışarıya daha az bağımlı olmaya ihtiyacı var.

Elbette ağacımızı da koruyacağız, zeytinimizi de, suyumuzu da.

Zaten mesele “maden mi, ağaç mı?” kadar basit değil.

Mesele, o madeni doğayı katletmeden nasıl çıkaracağımız.

Ve bir mesele daha var:

Türkiye’nin doğal kaynakları konusunda yürütülen tartışmalarda kimlerin, hangi parayla, hangi amaçla yer aldığını bilmek.

Kimseye ajan demiyorum.

Kimseyi maşa ilan etmiyorum.

Ama şu soruyu da sormadan geçemiyorum:

Bergama’dan Akbelen’e uzanan bu mücadelede gerçekten karşımızda sadece toprağını savunan köylüler mi var?

Yoksa o köylülerin haklı kaygılarının etrafında yıllar içinde oluşmuş çok daha büyük, uluslararası bir ağ mı var?

E bunu da sormak lazım ama değil mi?

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberbodrum.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.