Onca uyarı…
Onca yangın…
Onca kül olmuş orman, yanmış hayvan, yok olmuş hayat…
Hâlâ arabasının camını açıp izmaritini yola atan var.
Pes!
Gerçekten pes!
Yıllardır söyleniyor.
“Aracınızdan izmarit atmayın.”
“Cam şişe atmayın.”
“Çöp atmayın.”
“Yangın riski var.”
Daha nasıl anlatılması gerekiyor?
Her yaz aynı görüntüleri yaşamıyor muyuz?
Dağlarımız, ormanlarımız, zeytinliklerimiz yanıyor. İnsanlar evlerinden tahliye ediliyor, binlerce canlı cayır cayır yanıyor.
Sonra hep birlikte üzülüyoruz.
“Ciğerlerimiz yandı” paylaşımları, geçmiş olsun mesajları…
Birkaç gün sonra arabanın camı açılıyor ve o izmarit yine yola fırlatılıyor.
İşte benim aklım bunu almıyor.
Ayı diyeceğim, ayıya hakaret.
Hayvan diyeceğim, hayvanlara hakaret.
Çünkü hiçbir hayvan yaşadığı doğaya bizim verdiğimiz zararı vermiyor.
Bir insan bunca yangını görüp hâlâ sigarasını aracının küllüğüne koymak yerine camdan dışarı atabiliyorsa bunun adı dikkatsizlik değildir.
Bunun adı sorumsuzluktur.
Görgüsüzlüktür.
Vurdumduymazlıktır.
“Ben atarım, gerisini başkası düşünsün” terbiyesizliğidir.
Bir izmaritin nelere mal olabileceğini artık bilmeyen yok.
Bilmiyorsan ayrı mesele.
Biliyor ve hâlâ atıyorsan çok daha büyük mesele.
Ben şimdi neye daha çok kızayım?
Yanan ormanlarımıza mı?
O ormanlarda can veren hayvanlara mı?
Yoksa bütün bunları göre göre hâlâ aracının camından izmarit fırlatanlara mı?
İnanın çok daha ağır şeyler yazmak istiyorum.
Hatta başlıktaki cümleyi tamamlamak istiyorum.
Ama kanun var, hukuk var…
Yazamıyorum.
Gerçi yazsak ne olacak?
Uyarı yapılsa ne olacak?
İnsan önce biraz utanmayı bilmeli.
Bu memleketin ormanları senin küllüğün değil!
O yüzden arabasının camından hâlâ izmarit atanlara son sözüm:
O izmariti yere atma kardeşim.
Küllüğüne koy, söndür, çöpe at.
Bunu bile beceremiyorsan…
Başlığa bir daha bak.
Gerisini sen tamamla.