Bodrum Kaymakamlığı da uğraşıyor, Bodrum Belediyesi de uğraşıyor. Denetimler yapılıyor, cezalar kesiliyor ama ne yazık ki hanutçuluğun önüne bir türlü geçilemiyor.
Çünkü bazı kas kafalılar hala anlamamakta direniyor...
Siz sahilde yürüyorsunuz, çarşıda geziyorsunuz, ailenizle vakit geçiriyorsunuz. Bir anda nereden çıktığı belli olmayan leş gibi bir herif önünüze atlıyor.
"Yes please!", "Come my friend!", "Best restaurant!", "Welcome!"
Yahu bir bırak da adam nefes alsın!
Turist dediğin insan tatil yapmaya gelmiş. Rahatlamak, gezmek, eğlenmek istiyor. Sen daha adam iki adım atmadan üstüne çullanıyorsun. Kolundan çekiştiriyorsun. Yolunu kesiyorsun. Resmen taciz ediyorsun.
Şimdi dürüst olalım...
Hiç tanımadığınız, nereden geldiğini bilmediğiniz bir herif sizi kolunuzdan tutup bir mekana sokmaya çalışsa girer misiniz?
Ben girmem.
Çoğu insan da girmez.
Hatta bırakın o mekana girmeyi, bir daha o sokağa uğramak istemez.
İnsanlar rahatsız oluyor. İnsanlar kaçıyor. İnsanlar Bodrum'dan kötü bir anıyla ayrılıyor.
Sonra ne oluyor?
Oturup "Turist gelmiyor", "Esnaf iş yapamıyor", "Sezon kötü geçiyor" diye ağlıyoruz.
Kusura bakmayın ama bu kafayla turist de gelmez, gelen de bir daha gelmez.
Dünyanın hiçbir turizm kentinde insanları rahatsız ederek, yolunu keserek, üzerine yürüyerek kaliteli turizm yapılmaz.
Müşteri çektiğini zannedenler aslında müşteri kaçırıyor.
Kendi ekmeğine de zarar veriyor, komşu esnafa da zarar veriyor, Bodrum'un marka değerine de zarar veriyor, resmen kente ihanet ediyor!
İşin en acı tarafı ne biliyor musunuz?
Bodrum'un düşmana ihtiyacı yok.
Çünkü bazen Bodrum'a en büyük zararı yine Bodrum'un içindeki bu çağ dışı zihniyet veriyor.
Artık şu kas kafalı anlayıştan kurtulun.
Hanutçulukla zengin olan yok.
Hanutçulukla kaliteli müşteri gelmez.
Hanutçulukla turizm gelişmez.
Tam tersine, insanlar kaçar.
Bu kentin geleceğini üç kuruşluk günü kurtarma hesabına kurban etmeyin.
Bodrum'u seviyorsanız, ekmeğinizi bu kentten kazanıyorsanız, önce bu kente saygı göstermeyi öğrenin.
Çünkü gerçekten...
Yeter artık!
Yeter!