Mustafa BALCI
Köşe Yazarı
Mustafa BALCI
 

TURİZME “SOĞUKKANLI” BİR BAKIŞ

Soğukkanlı dedim çünkü son zamanlarda çok fazla hararetli yazılar çıkıyor, hem haber sitelerinde, hem de sosyal medyada. Ne var ne oluyor diye geçen hafta kısa bir bakış atmış ve aslında havaya kurusıkı atılan kurşunlar benzeri yazılarla karşılaşmıştık. Bazı arkadaşlar özellikle Bodrum ile ilgili çıkan olumsuz yazılardan – keza ben sadece bir haber/yorum bulabildim -  rahatsız olmuşlar ve “hayır biz pahalı değiliz” ana fikri etrafında yazılar yazmışlardı. Ben de eleştirmiştim. Yanı ortalık hayli ısınmıştı havalara paralel olarak. Onun için “soğukkanlı” dedim başlıkta. Her neyse, hepimiz biliyoruz ki bu yıl turizm beklenildiği gibi gitmiyor. Geçen yılın hareketi ve buna paralel bereketi yok. Özellikle küçük ve orta ölçekli turizme dönük işletmeler bunu ciddi olarak yaşıyor. Gelin, soğukkanlı olarak bakalım bir duruma; Bu yılın 6 aylık turizm verilerini Bakan açıkladı. Gelen turist sayısında yüzde 2,4 oranında bir gerileme söz konusu. Bakan bunu orta doğudaki gelişmelere bağladı ve yılın ikinci yarısında bu açığı kapatacağımız söyledi. Yani Turizm Bakanı’na göre bu yıl turizmde herhangi bir büyüme beklemiyoruz. Bence anlaşılır bir durum. Nedenlerine bir bakalım, kırmadan dökmeden; Petrol Fiyatı ve ulaştırma maliyetleri: Sonuçta turistin büyük çoğunluğu ülkemize uçak ile geliyor. Turistin ortalık sakinken uygun fiyatlarla satın aldığı charter biletler savaş/Hürmüz girdabına kapılıp yakıt fiyatlarına paralel anormal artmaya başladı. Bazı charter şirketleri uçuşlarını iptal etti, diğerleri de yolcusundan fark istemek zorunda kaldı. Turistin kimi farkı verdi, ancak kimisi bileti iptal edip daha yakın destinasyonlara yöneldi. Burada İspanya/Fransa çok avantajlı duruma geçti. Savaşlar: Ben etrafımızdaki savaşların doğrudan turizmi etkilediğine inanmıyorum. Elbette Rusya/Ukrayna pazarı ciddi geriledi. Ancak bu savaşın ilk iki yılında bizim operatörler uygun fiyatlarla alternatif pazarlara yönelip açığı kapattıkları gibi artı da sağladılar. Keza ABD/İran savaş “oyunlarının” etkisini ikinci basamakta yazdım. Burada NATO toplantılarının Türkiye’de olması “güven” konusunda operatörlerin elini bayağı güçlendirdi. Enflasyon: Üzerinde hiç durmadığımız, aslına bakarsanız bugün fiyatlarda görülen aşırı oynaklığın ana sebebi üç yıldır yaşadığımız ve bana göre en az bir üç yıl daha yaşamak zorunda kalacağımız enflasyon belasıdır. Mantık dışı bir düşünce ve buna paralel bir uygulamanın sonucu ülkenin başına bela olan bu fiyatların aşırı yükselişi ve sonucunda dengedeki ekonomiyi yıkışı kendisini turizmde de çok net gösterdi. Bir yanda hızla artan daha sonra baskı altına alınan döviz turizmcinin pazara sunacağı tur fiyatlarını alt üst etti. Bu etki hala sürüyor ve devamını aşağıda anlatacağım. Döviz Fiyatı: Hem ihracatta, hem de Turizm’de döviz fiyatları çok dominant bir unsurdur. Geliri doğrudan etkiler. İstikrarlı bir ekonomide, makul boyutta enflasyon olsa dahi – yüzde 5-8 gibi – turizmin arz tarafındaki oyuncuları fiyatlarını dövizin ne kadar artabileceğini üç aşağı beş yukarı tahmin ederler ve fiyatlarını belirlerler. Ama ya bizim gibi ekonomisi beş yıldır turbülansta olan, döviz fiyatı yaratana kalmış bir yerde bu fiyatlar kolay kolay belirlenemez. Ne yapılır? En kötü senaryo ele alınarak en pahalı fiyatın arkasına sığınılır. O da operatörü rekabet edemez bir pozisyona iter. Biraz teknik oldu ama günümüzden örnekleyelim. Enflasyonu bastırmak için döviz kurunu baskı altına alan Merkez Bankası yüzünden bugün TL çok fazla değerlenmiş durumdadır. Mahfi Hocamın (Dr. Mahfi Eğilmez) BIG MAC kuruna göre bugün 1 Dolar 65 TL olmalıdır. Benim Dış Ticaret Hadleri hesaplarıma göre ise 85-90 TL olmalıdır. Bu tam üç yıldır böyle gitmektedir. Daha nereye kadar gidecektir, ben bilmiyorum. Ama çok fazla gitmez, onu biliyorum. Turizmci (veya ihracatçı) bu dalgalı ve sonu nereye varacağı belli olmayan ekonomik çalkantıda ciddi boyutta zayıf düşmüş durumdadır. Hükümet de durumu anladı ki konaklama vergisini yüzde 2 den yüzde 1’e düşürdü, olmadı çalışanların SGK giderlerine kişi başı 3.500 TL katkı payı verdi. Turizmci görünen ancak esnaflıkla alakası olmayan ihtiraslı kişiler: Biraz uzun oldu, ancak bence turizmin canına okuyan bu arkadaşlar. Her türlü fenalıktan kendilerine çıkar yaratan bu arkadaşlar pandemi ile birlikte önce kiralarını kat be kat artırdılar, daha sonra da ekonomik krizi sebep göstererek sahip oldukları işletmelerdeki fiyatları döviz artışı bir ise onlar üç artırdılar. Bir İngiliz alıştığı pound artışını vermeye razı iken karşısına iki kat pound ile çıktılar. Gerekçeleri de çok acıklıydı; Kiralar ve maliyetler çok arttı. İşte görüyorsunuz bugünkü durumu. Buna sebep olanlar ağlıyor, bir takım gazeteci ve yazar arkadaşlar da yazdıkları ile onların yanında saf tutuyor. Ama Bodrumlu görüyor kimin haklı kimin haksız olduğunu ve eleştiriyor yazıların altına koydukları görüşlerinde. Sonunda topa Bodrum Ticaret Odası Başkanı da girdi, ama söylediği aynı şey; Bodrum’da her türlü fiyattan ürün bulmak mümkün. Evet biliyoruz. Ama bu aşırı fiyatlı ürünleri açıklayıp eleştirmemizi engellemez. Elbette isteyen yer, afiyet olsun. Bodrum Türkiye’nin 1 Numaralı Lüks Resortu’dur. Evet, böyledir. Ama bu içinde makul fiyatlarla satış yapan kuruluşların olmadığını göstermez. Bugün lüks otel ve turizm işletmelerini eleştirenler limanlara yanaşan Rus oligarkların veya Amerikan işadamlarının 100 milyon dolarlık yatlarına alkış tutuyorlar. Pardon yani, o varsa öteki de olacak. Bodrum artık Akdeniz çukurunun en önemli lüks segment işletmeleri olan şehirlerinden biridir ve yakında da bir numara olabilir. İnsanlara soğukkanlılık tavsiye ederken yazının sonuna doğru biraz sinirlendim galiba. Ayrıca bu yazı çok uzun oldu. Derler ya, kucağımdakilerin hepsini döktüm. Bu yıl böyle kapanacak anlaşılan, dilerim seneye daha “soğukkanlı” bir planlama ile hazırlanır, güzel sonuçlar alırız. 10 yıl sonra Akdeniz çukuruna tatile gelecek insan sayısı 500 milyona çıkacak. Adamlar bundan nasıl daha fazla pay kaparım telaşındayken biz hala dondurmanın topu kaç para, lahmacun kaça satılıyor onunla uğraşıyoruz. Bu ülkeye de bu şehre de yazık ediyoruz.
Ekleme Tarihi: 15 Ağustos 2026 -Cumartesi

TURİZME “SOĞUKKANLI” BİR BAKIŞ

Soğukkanlı dedim çünkü son zamanlarda çok fazla hararetli yazılar çıkıyor, hem haber sitelerinde, hem de sosyal medyada.

Ne var ne oluyor diye geçen hafta kısa bir bakış atmış ve aslında havaya kurusıkı atılan kurşunlar benzeri yazılarla karşılaşmıştık. Bazı arkadaşlar özellikle Bodrum ile ilgili çıkan olumsuz yazılardan – keza ben sadece bir haber/yorum bulabildim -  rahatsız olmuşlar ve “hayır biz pahalı değiliz” ana fikri etrafında yazılar yazmışlardı. Ben de eleştirmiştim.

Yanı ortalık hayli ısınmıştı havalara paralel olarak. Onun için “soğukkanlı” dedim başlıkta.

Her neyse, hepimiz biliyoruz ki bu yıl turizm beklenildiği gibi gitmiyor. Geçen yılın hareketi ve buna paralel bereketi yok. Özellikle küçük ve orta ölçekli turizme dönük işletmeler bunu ciddi olarak yaşıyor.

Gelin, soğukkanlı olarak bakalım bir duruma;

  • Bu yılın 6 aylık turizm verilerini Bakan açıkladı. Gelen turist sayısında yüzde 2,4 oranında bir gerileme söz konusu. Bakan bunu orta doğudaki gelişmelere bağladı ve yılın ikinci yarısında bu açığı kapatacağımız söyledi. Yani Turizm Bakanı’na göre bu yıl turizmde herhangi bir büyüme beklemiyoruz. Bence anlaşılır bir durum. Nedenlerine bir bakalım, kırmadan dökmeden;
  • Petrol Fiyatı ve ulaştırma maliyetleri: Sonuçta turistin büyük çoğunluğu ülkemize uçak ile geliyor. Turistin ortalık sakinken uygun fiyatlarla satın aldığı charter biletler savaş/Hürmüz girdabına kapılıp yakıt fiyatlarına paralel anormal artmaya başladı. Bazı charter şirketleri uçuşlarını iptal etti, diğerleri de yolcusundan fark istemek zorunda kaldı. Turistin kimi farkı verdi, ancak kimisi bileti iptal edip daha yakın destinasyonlara yöneldi. Burada İspanya/Fransa çok avantajlı duruma geçti.
  • Savaşlar: Ben etrafımızdaki savaşların doğrudan turizmi etkilediğine inanmıyorum. Elbette Rusya/Ukrayna pazarı ciddi geriledi. Ancak bu savaşın ilk iki yılında bizim operatörler uygun fiyatlarla alternatif pazarlara yönelip açığı kapattıkları gibi artı da sağladılar. Keza ABD/İran savaş “oyunlarının” etkisini ikinci basamakta yazdım. Burada NATO toplantılarının Türkiye’de olması “güven” konusunda operatörlerin elini bayağı güçlendirdi.
  • Enflasyon: Üzerinde hiç durmadığımız, aslına bakarsanız bugün fiyatlarda görülen aşırı oynaklığın ana sebebi üç yıldır yaşadığımız ve bana göre en az bir üç yıl daha yaşamak zorunda kalacağımız enflasyon belasıdır. Mantık dışı bir düşünce ve buna paralel bir uygulamanın sonucu ülkenin başına bela olan bu fiyatların aşırı yükselişi ve sonucunda dengedeki ekonomiyi yıkışı kendisini turizmde de çok net gösterdi. Bir yanda hızla artan daha sonra baskı altına alınan döviz turizmcinin pazara sunacağı tur fiyatlarını alt üst etti. Bu etki hala sürüyor ve devamını aşağıda anlatacağım.
  • Döviz Fiyatı: Hem ihracatta, hem de Turizm’de döviz fiyatları çok dominant bir unsurdur. Geliri doğrudan etkiler. İstikrarlı bir ekonomide, makul boyutta enflasyon olsa dahi – yüzde 5-8 gibi – turizmin arz tarafındaki oyuncuları fiyatlarını dövizin ne kadar artabileceğini üç aşağı beş yukarı tahmin ederler ve fiyatlarını belirlerler. Ama ya bizim gibi ekonomisi beş yıldır turbülansta olan, döviz fiyatı yaratana kalmış bir yerde bu fiyatlar kolay kolay belirlenemez. Ne yapılır? En kötü senaryo ele alınarak en pahalı fiyatın arkasına sığınılır. O da operatörü rekabet edemez bir pozisyona iter.

Biraz teknik oldu ama günümüzden örnekleyelim. Enflasyonu bastırmak için döviz kurunu baskı altına alan Merkez Bankası yüzünden bugün TL çok fazla değerlenmiş durumdadır. Mahfi Hocamın (Dr. Mahfi Eğilmez) BIG MAC kuruna göre bugün 1 Dolar 65 TL olmalıdır. Benim Dış Ticaret Hadleri hesaplarıma göre ise 85-90 TL olmalıdır. Bu tam üç yıldır böyle gitmektedir. Daha nereye kadar gidecektir, ben bilmiyorum. Ama çok fazla gitmez, onu biliyorum.

Turizmci (veya ihracatçı) bu dalgalı ve sonu nereye varacağı belli olmayan ekonomik çalkantıda ciddi boyutta zayıf düşmüş durumdadır. Hükümet de durumu anladı ki konaklama vergisini yüzde 2 den yüzde 1’e düşürdü, olmadı çalışanların SGK giderlerine kişi başı 3.500 TL katkı payı verdi.

  • Turizmci görünen ancak esnaflıkla alakası olmayan ihtiraslı kişiler: Biraz uzun oldu, ancak bence turizmin canına okuyan bu arkadaşlar. Her türlü fenalıktan kendilerine çıkar yaratan bu arkadaşlar pandemi ile birlikte önce kiralarını kat be kat artırdılar, daha sonra da ekonomik krizi sebep göstererek sahip oldukları işletmelerdeki fiyatları döviz artışı bir ise onlar üç artırdılar. Bir İngiliz alıştığı pound artışını vermeye razı iken karşısına iki kat pound ile çıktılar. Gerekçeleri de çok acıklıydı; Kiralar ve maliyetler çok arttı. İşte görüyorsunuz bugünkü durumu. Buna sebep olanlar ağlıyor, bir takım gazeteci ve yazar arkadaşlar da yazdıkları ile onların yanında saf tutuyor. Ama Bodrumlu görüyor kimin haklı kimin haksız olduğunu ve eleştiriyor yazıların altına koydukları görüşlerinde.

Sonunda topa Bodrum Ticaret Odası Başkanı da girdi, ama söylediği aynı şey; Bodrum’da her türlü fiyattan ürün bulmak mümkün. Evet biliyoruz. Ama bu aşırı fiyatlı ürünleri açıklayıp eleştirmemizi engellemez. Elbette isteyen yer, afiyet olsun.

  • Bodrum Türkiye’nin 1 Numaralı Lüks Resortu’dur. Evet, böyledir. Ama bu içinde makul fiyatlarla satış yapan kuruluşların olmadığını göstermez. Bugün lüks otel ve turizm işletmelerini eleştirenler limanlara yanaşan Rus oligarkların veya Amerikan işadamlarının 100 milyon dolarlık yatlarına alkış tutuyorlar. Pardon yani, o varsa öteki de olacak. Bodrum artık Akdeniz çukurunun en önemli lüks segment işletmeleri olan şehirlerinden biridir ve yakında da bir numara olabilir.

İnsanlara soğukkanlılık tavsiye ederken yazının sonuna doğru biraz sinirlendim galiba. Ayrıca bu yazı çok uzun oldu. Derler ya, kucağımdakilerin hepsini döktüm.

Bu yıl böyle kapanacak anlaşılan, dilerim seneye daha “soğukkanlı” bir planlama ile hazırlanır, güzel sonuçlar alırız.

10 yıl sonra Akdeniz çukuruna tatile gelecek insan sayısı 500 milyona çıkacak. Adamlar bundan nasıl daha fazla pay kaparım telaşındayken biz hala dondurmanın topu kaç para, lahmacun kaça satılıyor onunla uğraşıyoruz.

Bu ülkeye de bu şehre de yazık ediyoruz.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberbodrum.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.