İçimizdeki sorunlarla boğuşmaktan dışarıda ne oluyor, ne bitiyor hiç haberimiz olamıyor. Halbuki turizm açısından Akdeniz çukurunda müthiş bir hareketlilik var.
Öyle ya, BAE (Birleşik Arap Emirlikleri) tam savaşın ortasına düştü, ayrıca kendisi de savaşa girdi girecek. Doğal olarak Abu Dabi, Dubai buralar namlunun ucundaki şehirler. Onlar için yüksek sezon olan Kasım-Nisan artık kaçan sezon oldu.
Bu arada bölgedeki tüm marinalar da boşaldı doğal olarak. Savaşın ortasında kalmanın bir nedeni olmasa gerek.
Akdeniz’de zaten marina kıtlığı var. Mevcut marinaların kapasitesi 500 bin tekneyi bağlamaya anca müsait iken ortalıkta 800 bin – 1 milyon yat dolaşıyor. Sonuçta 300-500 bin tekne açıkta kalıyor.
Şimdi bunlara savaştan kaçanlar da eklenecek. Artık marina bağlama fiyatları ufak bir tekne parasını bulur, belki de bulmuştur.
Bu arada Fransa, İtalya ve Hırvatistan yeni marina yapımında epeyce yol aldılar. Bildiğim kadarıyla bir yerimizde sayıyoruz.
Nasıl bir fırsatı yıllardır kaçırdığımızı ve ısrarla buna devam ettiğimizi ben anlayamıyorum.
Neyse sapmayalım konudan. Hani delux işinin Türkiye’deki adresi Bodrum ya, bu yıl yıldızlı, yıldızsız restoranlarına ciddi talep gelmesi bekleniyor. Ancak oturup nasıl olsa gelirler deyip beklemenin de bir alemi olmasa gerektir.
Ben henüz uluslararası görsel veya yazılı medyada bizimkilerin herhangi bir ilan ve reklamına rastlamadım. (Restoran olarak rastlamadım, yoksa “Go Türkiye” çerçevesinde çok tanıtım yapılıyor)Belki vardır, ama ben rastlamadım.
Ama elin oğlu çoktan tanıtımlara başladı ve şimdiden rezervasyonları alıyor.
Ben sadece bir tanesinin fotosunu koydum. Rodos’taki yeni marinada bulunan LEYLA MED house restoranı. Aynı zamanda belli bir saatten sonra gece kulübü oluyor.
Bizim burada onunla yarışacak epey restoran ve gece kulübü var elbette, ancak tanıtım yapmaları gerekiyor. Bu yıl en zengini, en popüleri çekme yılı…
Yanarım, yanarım da konumu ile dünyada eşi benzeri olmayan bir Halikarnas Disco’yu nasıl yitirdik, ona yanarım.
Bu aralar arazisinin ihalesine çıkılacağını duydum. Dilerim yine parlak bir mekan kazandırılır Bodrum’a.
Delux oteller, restoranlar, gece kulüpleri derken Bodrum’un içler acısı halinden hiç bahsetmeden olmaz.
Yazıktır, günahtır bu güzelim beldeye. İnsanlar taşlar üzerinde çiçekler yetiştiriyor, doğal olarak beş para etmez yerlerini güzelim tatil yöreleri haline getiriyor, biz ise tersini yapıyoruz.
Bir sosyal medya platformunda görmüştüm, bizim başkan eline süpürge almış yerleri süpürüyor ve güya Bodrum’u sezona hazırlıyor.
Ne diyeyim, gençliğine vurup gülüp geçiyoruz. Arkadaş senin işin mi o? Sen bir yollara, kaldırımlara, altyapıya bak. Rezillik diz boyu, her yer delik deşik, o yolları süpürsen ne olur?
Yazık, vallahi yazık…