Malumunuz ülkede enflasyon üç yıldır bir türlü düşmüyor. Neden düşmüyor, devlet enflasyon üzerinden vatandaşını nasıl soyuyor, fakirin daha fakir, zenginin ise daha zengin olmasını nasıl sağlıyor, bu ayrı ve uzun bir yazı konusu…
Bugünkü konumuz Bodrum’da oluşan fiyat karmaşası konusu. Bunun nedenlerine şöyle bir yakından bakacağız ama uzatmadan.
İşin temelinde ilk darbe Pandemi zamanında yaşanan anormal kira artışları ile geldi. 2020 yılı ortalarından itibaren başlayan kira artışları kontrolsüz bir şekilde 2,3 derken 4 kata yakın yükseldi
Ben evimin kirasını her yıl düzenli bir şekilde artırırken birden benim arkamdaki, sağımdaki solumdaki boşalan veya boşaltılan evlerin kirasının benim kiranın 3,5 katına çıktığına şahit oldum.
Bu tür pandemiden kaynaklanan kiralama talep artışı, Bodrum ve onun gibi kıyı kentlerinde oluşur. Bu artışı hiçbir zaman Şebinkarahisar’daki kiralık daire fiyatlarında göremezsiniz.
Anormal kira artışları en hızlı fiyat dengesizliği yaratan faktörlerden biridir.(Diğerini birazdan yazacağız) Yeni kiralamalara paralel eski kiracılar da kira artışına zorlanır, bu hızla işyeri kiralarına sirayet eder ve mal ve hizmet arzı aynı kaldığı halde fiyatlar kiralar gösterge kullanılarak yükseltilir.
Oturmuş genel fiyat seviyesi bir bozula görsün, hemen pide, pizza, çorba, saç tıraşı, bir bardak çay, bira, rakı aklınıza ne gelirse fiyatları artmaya başlar.
Birinci aşamada Bodrum’da olan buydu. Şimdi ikinci aşamaya gelelim.
2021 Kasımında ekonomi kendi halinde belli bir istikrarla giderken, cumhur hükümeti aniden faizleri düşürme kararı aldı. Gerekçesini ise “Nas-haram/yasak)” olarak ileri sürdü. Kendisini ekonomist ilan eden Reis, 20 yılda yeni aklına gelmiş gibi birden günah ilan ettiği faizleri düşürmeye başladı. Bu iş tam 2 yıl sürdü. Enflasyon yüzde 80’e çıktı, dolar 6,5 TL’den 20’ye fırladı.
Nas saçmalığı sayesinde ekonomist cumhurbaşkanı ekonomiyi alt üst etti. Ülke uçurumun kenarına geldi. Tek amacı vardı, yaklaşan seçimlerde “sizi yine ben kurtarırım” savını ileri sürerek seçimleri kazanmak.
Kazandı da.
Sonra “nas” unutuldu, yüzde 8,5’a indirilen faizler yüzde 50’ye çıktı. Ekonomideki türbülans dinmedi, hükümetin yüzde 80 artığını söylediği enflasyon gerçek hayatta yüzde 200’ü geçti.
İkinci aşamayı epey uzattık, ancak bunlar bilinmeden konu tam olarak anlaşılamaz. Kiraların vurduğu fiyatlar ikinci bir darbe olarak hem enflasyon hem de döviz fiyatlarındaki aşırı artış şamarını yedi.
Yine yazalım, Bodrum ekonomisi sonuçta belli ölçülerde dövize de bağlı bir ekonomi. Birçok işyerinin kirası döviz üzerinden, birçok işyeri dövize bağlı girdiler kullanıyor.
Başka bir neden ise bizim insanımızın ihtirası. Vay şuna şu kadar zam yapılmış, haydi biz de zam yapalım, vay döviz fiyatları artıyor, biz iki katı kadar artıralım gibi. Bunlara çok şahit oldum
Soruyorum apart otel sahibine, yahu arkadaş zaten Euro arttı bir de sen Euro üzerinden yüzde elli niye artırıyorsun. Yüzünde bir gülümseme cevap yok. Uyanık ya. (Bu iki yıl önceydi, şimdi o otel sinek avlıyor)
Burada dikkate değer bir ayraç var, sakın bu yazdıklarımı hani şu meşhur lahmacun fiyatları ile karıştırmayın. O konu A+ ve A sosyo-demografik ekonomik kitlenin talebiyle oluşan işletmelerdeki fiyatlar. Onları ne pandemi ne döviz fiyatı ne de enflasyon ilgilendirir...
Bugün hala fiyatların bir istikrara kavuşamamasının ardında neredeyse 6 yıldır süren yüksek enflasyon yatmaktadır. İlk üç yılda perişan edilen ekonomi, son üç yılda eskiden aşağılanan bakanın kontrolünde güya istikrar programı ile düzlüğe bir türlü çıkamadı.
Dünyanın hiçbir ülkesinde enflasyon bu kadar uzun süre devam etmez. (Pardon Arjantin hariç)
Ne yazık ki bizim Bodrum’da da bu yüksek enflasyondan nemalanmaya kalkan bir yığın işletme var. Çoğunu tanıyoruz. Yazık oluyor, bu durumda elbette Yunan adalarındaki yıllık yüzde 5,2 oranındaki enflasyona sahip ekonomi ile rekabet edemiyorlar.
Sonra da millet adalara akın ediyormuş, ederler arkadaş sen önce vatandaşını, sonra da turisti soymaktan vazgeç, bak tekrar geri dönerler.
Dilerim akıllanırlar…