Ülkemizin turizmdeki en önemli beldelerinden biridir Bodrum. Bunu kimse yadsımaz. Ancak Akdeniz’deki rakiplerini göz önüne alırsak Bodrum’un daha gideceği epeyce yol var kendi kulvarında.
Elbette Antalya’yı farklı bir yönde, kitle turizmi açısından ele almalıyız. Bugün İspanya’nın Endülüs bölgesi ile yarışır durumda
Ülke turizm potansiyellerine kısa bir bakış atalım.
2024-25 yıllarını göz önüne aldığımızda Fransa yıllık 100 milyon turisti aşan bir potansiyelle başı çekiyor.
İspanya geçen yıl 97 milyon ile Fransa’nın birincilik tahtını zorluyor. İspanya’da Malaga’nın da bulunduğu Endülüs bölgesi 14 milyon üzeri turist ağırlamakta, bizim Antalya bölgesine rakip durumdadır.
Dünya sıralamasında üçüncülüğü ABD alıyor, ancak bir Avrupa ile uğraştığımız için onu görmezden geliyoruz.
İtalya 58 milyon ile bizim arkamızda yer alıyor. Bodrum’a rakip durumda olan Rimini bölgesine gelen turist sayısı 4 milyonu aşıyor.
Yunanistan 38 milyon yıllık turist sayısı ile geride kalmış durumda. Ancak Yunanlılara sorarsanız onlar durumlarından memnun. Bize alternatif olacak Santorini-Mikanos merkezli adalar 2 milyonu aşkın turist ağırlıyor.
Gelelim bize. Ülke olarak 65 milyonu aştık ve nu rakamda İstanbul ve Antalya’nın payı önemli ölçüde büyük. Sadece 40 milyonu bu şehirler alıyor. Peki Bodrum’un Akdeniz’deki rakipleri 3-4 milyonu bulmuşken bizim ağırladığımız turist kaç oldu geçen yıl? Zar zor 1 milyonu aştı, o da Kruvaziyer Limanından gelen günü birlik misafirleri de dahil ettikten sonra.
Bodrum henüz çok geriden geliyor rakiplerine göre. En başta konaklama kapasitesinin bana göre ciddi gözden geçirilmesi gerekiyor. Mesela kent içlerine konut siteleri kurulmasına ben olsam izin vermezdim. Sadece konaklama tesislerine izin verirdim.
Birileri hemen son dönemde yapılan lüks otellerden bahsedecek. Ben bunlardan ziyade Avrupa, Rusya, Japonya ve Çin pazarı için makul fiyatlarda pazarlanacak yatak kapasitesinden bahsediyorum. Bodrum hem Japon hem de Çin ve Koreli gezginler için çok çekici bir belde, hem tarih hem de kültür açısından. Kuşkusuz bu ülkelerde ısrarlı pazarlama çalışmaları yapılmak zorunda.
Bizimkiler gidip Londra fuarında boy gösteriyorlar, bir sonuç alıyorlar mı, pek emin değilim.
Dikkat ederseniz ülke içinde Marmaris veya Çeşme, ya da Fethiye veya Kuşadası’ndan bahsetmiyorum. Onların kulvarı başka ve yollarında emin adımlarla ilerliyorlar.
Mesela Marmaris Bodrum’un aldığının iki katı yabancı misafir alıyor. Neden? Yıllardır belli bir kalite ve fiyatta bir arz oluşturmuş ve onu da pazarlıyor.
Michelin yıldız vereceği zaman İstanbul’dan sonra soluğu Bodrum’da alıyor. Demek ki onlar da bu durumdan haberdar. Lüks segmentteki misafirlerin Bodrum’a gittiğini ve orada daha seçici bir gastro turizmi oluşmakta olduğunu izliyorlar.
Bunun devam etmesi gerekiyor.
Rakipleriyle altyapı ve kent olanakları açısından bir karşılaştırma yapmak çok zor geliyor bana.
Malaga, Cannes veya Rimini’ye göre Bodrum pespaye bir durumda, perişan halde. Yıllardır da böyle, hiçbir gelişme yok.
Onlar bazı kentlerde turizmi kısıtlama peşinde, biz ise yolun başındayız.
Geçen yıl deşilen ve elektrik hatları toprak altına alınan, üzeri üstün körü kapatılan bizim sokak bu sezon başında yeniden deşiliyor, bu sefer su ve atık su boruları için.
Hep söylerim işin en önemli noktası “yetişmiş, çalışkan, ehliyetli insan hamuru” dur.
Bu da bizde kıt maalesef…