Sektörde durgunluk sürerken ve zaman da geçerken konuya ilişkin sesler giderek yükselmeye başladı. Geçen bir haftada çıkan yazılardan bulabildiklerimi hem saygıyla hem de çoğu kez şaşkınlık ve gülümseme ile okudum.
Gerçekten her iş kendine münhasırdır. Turizmin de kendine has özellikleri vardır ve bunları bilirseniz sektöre dönük tahminleri daha oturaklı yapabilirsiniz. Elbette yanılma payı her zaman olur.
Son beş aylık sonuçları da irdeleyeceğim, ancak daha önce gülümseyerek okuduğum haberlerden bahsedeyim.
Geçen hafta yazarlarımızdan birisi uçakla İstanbul’dan Bodrum’a gelmiş ve uçak doluymuş. Bunu öyle büyük bir mutlulukla duyuruyor ve diyor ki “merak etmeyin uçaklar artık dolu geliyorlar, turizm canlanacak”!
Şimdi gülmemek elde değil, yahu arkadaş Ocak ayının 20’sinde Bodrum’a seyahat et uçaklar yine doludur. Bodrum başta İstanbul olmak üzere ülkenin neredeyse her şehri ile yaz kış irtibat halindedir. Milas Bodrum Havaalanı iç hatlar konusunda müthiş bir trafiğe sahiptir.
Elbette uçak dolu olacak…
Bir diğer araştırmacı da yaptığı bir turizm araştırmasının sonuçlarını açıklamış ve Bodrum bu araştırmada “en pahalı çıkmış”, hem de Barselona’nın üç, Rodos’ un iki katı kadar hatta Mısır’ın neredeyse 5 katı kadar.
Hani “Bodrum pahalı” imajını destekler nitelikte.
Ama bakıyorsunuz hiç de öyle değil, basit bir araştırmada Mısır için 4 günlük 2 büyük 2 çocuk uçak dahil tatil harcaması olarak verilen değer insanların Hurgada’ya gidip gelmelerine yetmiyor. Barselona ve Rodos’u geçiyorum.
Bodrum’u da bayağı şişirilmiş görünüşe göre, tam 386.000,-TL Pahalı ya, arkadaş günlüğü 80.000 TL’lik otellere bakmış herhalde. Uçak zaten matah bir şey tutmuyor.
Hele yazıda bir yorumu var, gülmemek elde değil. İlk dört ayda ülkeye gelen turistlerin kişi başı yaptığı harcama 1047 Dolar, bizimkilerin yurt dışında yaptıkları harcama 758 Dolar. Bu durumda siz ne yorum getirirsiniz, elbette mali güçleri fazla olmadığı için bizimkiler az harcamak durumunda kalmışlar.
Ancak arkadaş böyle düşünmüyor, ona göre “işte Türkiye’nin pahalı yurt dışının ucuz olduğu görülüyor. Biz orada düşük harcamışız, onlar burada fazla harcamak zorunda kalmışlar” Vah zavallım vah…
Yine bir turizmci olmayan gazeteci bir dostumuz bu sefer kendi kendine Bodrum’un bugünlerdeki durgunluğuna sevinenler olduğunu yazıyor ve onlara veryansın giydiriyor, “siz ne istiyorsunuz Bodrum’dan” diye.
Allah Allah, bakıyorum sağa sola acaba kim ola bunlar, neden “için için” seviniyorlar turizmin zayıflığından, acaba suları mı kesiliyor turistler yüzünden diyorum, ancak bulamıyorum.
En çok güldüğümü en sona bırakayım dedim. Hafta içinde bir büyük haber ajansımızın yayınladığı habere göre;
“Bodrum’da bazı turistler denize girerken bazı turistler şezlongda güneşlendi”
Şimdi arkadaşlar, ey bunu okuyanlar kalkın ayağa selam durun bu habere, bakın görün acar muhabirimiz bazı turistleri denize girerken bazılarını ise güneşlenirken yakalamış.”
Neyse bir küçük not da CHP Muğla Milletvekili Süreyya Öneş Derici’den düşeceğim. Kendileri geçen hafta bir demeç verdiler ve “Muğla’nın Turizmi Alarm Veriyor” dediler. Konuşmasında turizmin sorunlarını sıralayan sayın Vekilimiz bu konuda hükümetin hiç destek vermediğini söyledi. Sorunların çözümüne pek değinmeyen Vekil, yerel yönetimlere düşen görevleri de pek hatırlatmak gereği duymadı.
Bu yazıyı böyle sabun köpüğü haberler ile doldurduk. İlk beş ayın sonuçlarını irdelemeye yerim kalmadı. Ancak yakında Haziran ayı da biteceğine göre ilk 6 ayın turizm istatistiklerini değerlendirsek çok daha anlamlı bir iş yapmış oluruz gibime geliyor.
Bakarsınız yeni sürpriz haberler ile daha neşeli yazılar da yazabilme şansımız olur…