Mustafa BALCI
Köşe Yazarı
Mustafa BALCI
 

SAVAŞ VE TURİZM

Birkaç gün önce “Bu Yaz Sürprizlere Hazır Olun” diye bir yazı yazmış ve genel gidişata göre bu yaz hem iç hem de dış turizmde geçen yıla göre bir miktar gerilemenin görülebileceğini öne sürmüştüm. Bu görüşümü söylerken ortada savaş falan da yoktu. Kokusunu ortalığı sarmıştı, ancak ABD ve bakmakla yükümlü olduğu Orta Doğu’daki üvey evladı İsrail in ne zaman saldıracakları konusunda bir bilgimiz yoktu. Zaten bir savaşın başlangıcı ile ilgili net bir bilgimiz olmaz. Kimse randevu ile savaşmaz. Ancak barışsever Trump’ın sürprizi sevdiğinden ne zaman saldıracağı üç aşağı beş yukarı tahmin edilebilir. Yani henüz taraflar Cenevre’de görüşürler iken Trumh barış harekatını başlatıverir. Hem de savaşılacak ülkenin en başındaki lideri öldürerek savaşı başlatmak tam da bu arkadaşlara (Netenyahu ve Trumh) yakışacak bir davranış oldu. Her neyse şu veya bu şekilde İran “saldırısı” başladı. İran’da kendini savunmak için o da “saldırıya” başladı. Güçler arasında acayip farklılıkların olduğu bir saldırı/savunma savaşı yine dünyanın ana gündemine oturdu. Tam da kuzey yarım kürenin turizm mevsimi başlamak üzere iken, hem de yine bizim burnumuzun dibinde başlayan bu savaş, bu yaz sürprizlere hazır olun derken ileri sürdüklerimizi bir anda unutturup en ön sıraya geçti. Ne kadar sürer bu çatışma, yayılır mı, Iran daha ne kadar dayanabilecek, yoksa onun da bir bildiği mi var, ayrı ve uzun bir yazı konusu. Savaş sürerse irdeleriz. Ancak şimdiki boyutlarda yaklaşan turizm sezonunu nasıl etkiler ona bakalım. Bir kere Türkiye olarak biz orta doğu bölgesinde 30 yıldır çıkan savaşlara deyim yerindeyse “kaşarlandık”. Afganistan’ı saymaz isek, Irak, Suriye, Filistin, Lübnan ve Ukrayna savaşlarını yaşadık ve yaşıyoruz. Önceleri tedirgin olan ve gerileyen Türkiye dış turizm talebi daha sonra yeniden yükselmeye başlayıp savaşın olmadığı zamana geri geldi. Bunu Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısında da gördük. İlk zamanlarda gerileyen Rus turist sayısı sonra yeniden yükselip geçen yıl 6,9 milyon turist ile ikinci sıraya yerleşti. Avrupalı için de aynı trendin geçerli olduğunu görüyoruz. İlk başlardaki tereddüt ve çekingenlik sonucu oluşan rezervasyon iptalleri daha sonra makul bir seviyeden toparlanmaya başlıyor ve yeniden eski gücüne ulaşıyor. Bence bu yıl da benzer bir trend ile karşılaşacağız. Ancak bu yılın en önemli olumsuz girdisi, savaşın komşu bir ülkede sürmesinden çok kapanan Hürmüz Boğazı ve bombalanan İran petrol tesisleri.  Bundan kaynaklanan ve bu satırları yazarken varili 105,5 dolara gelen ham petrol fiyatlarının genel fiyatlara yapacağı zam tehlikesi daha büyük bir önem taşıyor. Düşünün şu sıralar geçen yılın charter koltuk fiyatının ancak iki katına yer bulmak bile giderek zorlaşmaktadır. Yapılmış paket tur rezervasyonları “mücbir sebep” durumu göz önüne alınarak revize edilmektedir. Bizim için bir süredir ciddi bir tehlike oluşturan “pahalı ülke” imajına şu sıralar savaş yüzünden yeni bir katkı daha eklenmek üzeredir; “Ulaşılması da pahalı bir ülke” Hoş bu konuda rakiplerimiz de aynı kıskaç altında olduğundan talep daralması şiddetini daha az yaşayabiliriz. Edindiğim bilgiler genel olarak hem paket turlarda hem de charter rezervasyonlarında henüz bir iptal dalgasının oluşmadığı yönünde. Operatörler ve şirketler savaşın gidişatını görebilmek için bir bekleyiş içinde. Trump bir demecinde savaşın üç dört hafta süreceğini, diğerinde ise iki üç ay süreceğini söylüyor. Tamamen Trumpvari bir tutum. Bu konuyu, yani savaşı gelecek yazıda irdeleyelim ve varacağımız sonucu alıp turizme bağlayalım. Bana sorarsanız, savaş uzun sürse de, haftaya bitse de, -keza ben bu fikirdeyim- Türk turizmi bu badireyi de başarıyla aşacak güçtedir. Yeter ki kendi ayağımıza kendimiz sıkmayalım…
Ekleme Tarihi: 10 Mart 2026 -Salı

SAVAŞ VE TURİZM

Birkaç gün önce “Bu Yaz Sürprizlere Hazır Olun” diye bir yazı yazmış ve genel gidişata göre bu yaz hem iç hem de dış turizmde geçen yıla göre bir miktar gerilemenin görülebileceğini öne sürmüştüm.

Bu görüşümü söylerken ortada savaş falan da yoktu. Kokusunu ortalığı sarmıştı, ancak ABD ve bakmakla yükümlü olduğu Orta Doğu’daki üvey evladı İsrail in ne zaman saldıracakları konusunda bir bilgimiz yoktu.

Zaten bir savaşın başlangıcı ile ilgili net bir bilgimiz olmaz. Kimse randevu ile savaşmaz. Ancak barışsever Trump’ın sürprizi sevdiğinden ne zaman saldıracağı üç aşağı beş yukarı tahmin edilebilir. Yani henüz taraflar Cenevre’de görüşürler iken Trumh barış harekatını başlatıverir.

Hem de savaşılacak ülkenin en başındaki lideri öldürerek savaşı başlatmak tam da bu arkadaşlara (Netenyahu ve Trumh) yakışacak bir davranış oldu.

Her neyse şu veya bu şekilde İran “saldırısı” başladı. İran’da kendini savunmak için o da “saldırıya” başladı. Güçler arasında acayip farklılıkların olduğu bir saldırı/savunma savaşı yine dünyanın ana gündemine oturdu.

Tam da kuzey yarım kürenin turizm mevsimi başlamak üzere iken, hem de yine bizim burnumuzun dibinde başlayan bu savaş, bu yaz sürprizlere hazır olun derken ileri sürdüklerimizi bir anda unutturup en ön sıraya geçti.

Ne kadar sürer bu çatışma, yayılır mı, Iran daha ne kadar dayanabilecek, yoksa onun da bir bildiği mi var, ayrı ve uzun bir yazı konusu. Savaş sürerse irdeleriz. Ancak şimdiki boyutlarda yaklaşan turizm sezonunu nasıl etkiler ona bakalım.

Bir kere Türkiye olarak biz orta doğu bölgesinde 30 yıldır çıkan savaşlara deyim yerindeyse “kaşarlandık”. Afganistan’ı saymaz isek, Irak, Suriye, Filistin, Lübnan ve Ukrayna savaşlarını yaşadık ve yaşıyoruz. Önceleri tedirgin olan ve gerileyen Türkiye dış turizm talebi daha sonra yeniden yükselmeye başlayıp savaşın olmadığı zamana geri geldi.

Bunu Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısında da gördük. İlk zamanlarda gerileyen Rus turist sayısı sonra yeniden yükselip geçen yıl 6,9 milyon turist ile ikinci sıraya yerleşti.

Avrupalı için de aynı trendin geçerli olduğunu görüyoruz. İlk başlardaki tereddüt ve çekingenlik sonucu oluşan rezervasyon iptalleri daha sonra makul bir seviyeden toparlanmaya başlıyor ve yeniden eski gücüne ulaşıyor.

Bence bu yıl da benzer bir trend ile karşılaşacağız. Ancak bu yılın en önemli olumsuz girdisi, savaşın komşu bir ülkede sürmesinden çok kapanan Hürmüz Boğazı ve bombalanan İran petrol tesisleri.  Bundan kaynaklanan ve bu satırları yazarken varili 105,5 dolara gelen ham petrol fiyatlarının genel fiyatlara yapacağı zam tehlikesi daha büyük bir önem taşıyor.

Düşünün şu sıralar geçen yılın charter koltuk fiyatının ancak iki katına yer bulmak bile giderek zorlaşmaktadır. Yapılmış paket tur rezervasyonları “mücbir sebep” durumu göz önüne alınarak revize edilmektedir.

Bizim için bir süredir ciddi bir tehlike oluşturan “pahalı ülke” imajına şu sıralar savaş yüzünden yeni bir katkı daha eklenmek üzeredir; “Ulaşılması da pahalı bir ülke” Hoş bu konuda rakiplerimiz de aynı kıskaç altında olduğundan talep daralması şiddetini daha az yaşayabiliriz.

Edindiğim bilgiler genel olarak hem paket turlarda hem de charter rezervasyonlarında henüz bir iptal dalgasının oluşmadığı yönünde. Operatörler ve şirketler savaşın gidişatını görebilmek için bir bekleyiş içinde.

Trump bir demecinde savaşın üç dört hafta süreceğini, diğerinde ise iki üç ay süreceğini söylüyor. Tamamen Trumpvari bir tutum.

Bu konuyu, yani savaşı gelecek yazıda irdeleyelim ve varacağımız sonucu alıp turizme bağlayalım.

Bana sorarsanız, savaş uzun sürse de, haftaya bitse de, -keza ben bu fikirdeyim- Türk turizmi bu badireyi de başarıyla aşacak güçtedir.

Yeter ki kendi ayağımıza kendimiz sıkmayalım…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberbodrum.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.