Mustafa BALCI
Köşe Yazarı
Mustafa BALCI
 

ÇETELER, CİNAYETLER VE TURİZM…

Varsayın ki ailecek valizleriniz hazır ve İstanbul’a yurt dışından herhangi bir ülkeden tatile geleceksiniz. O sıra gazetede bir haber ilişiyor gözünüze; İstanbul’da bir yabancı kadın öldürüldü ve cesedi parçalara ayrılarak çeşitli çöp konteynerlerine bırakıldı. Gider misiniz İstanbul’a tatile? O an olması şart değil tatilinize dört ay kalmış olsa bile rezervasyonunuzu iptal eder ve gitmek için başka bir kent ararsınız. Bu örneği 15-16 yaşlarında bir erkek çocuğu olan tatilciler için de verebilirsiniz. Gelmezler, hemen iptal ederler ve başka şehir veya ülke ararlar. Eskiden beklentimiz, turizm sezonu yaklaşırken yaşanan PKK terör olaylarının yarattığı olumsuz atmosferin dış turizm talebini olumsuz yönde etkileyeceği ve rezervasyon iptallerine sebep olacağı yönündeydi. Şimdi anarşinin yerini vahşet aldı, gaddarlık aldı, kadın cinayetleri aldı, çocuk cinayetleri aldı. Varil içinde yakılmış bir genç kızın haberi kafalardan kolay kolay silinmez. Bu doğrudur. Sadece o yıl için değil, sonraki tatiller için de özellikle erken rezervasyon yapan İngiliz pazarı iptalleri ile yeni rezervasyon yapacak olanların Türkiye’den vazgeçip başka destinasyonlara yönelmeleri kaçınılmaz olur. Reklam ve tanıtım bu gidişatın pek de önünü alamaz. Turizm feminin bir üründür. Aile içinde genel olarak kadının kararı baskındır. Bu kararı alırken de en önde gelen etmen gidilecek ülkenin güvenliğidir. Özellikle rakip ülkelerin yayınlarında abarttıkları (hoş abartmalarına da gerek yok) vahşet dolu kadın cinayetleri, çocuk çetelerinin öldürdüğü çocuklar, yenidoğan ünitesinde öldürülen bebeler, ülke adaletinin bunlara yeterli ceza vermeyişi sonucu giderek işi “vahşi ülke” veya “uyuşturucu ve çocuk çetelerinin hakim olduğu ilkel bir ülke“ ye kadar götüren, nihayeti zaten bunlar barbardı sonucuna vardıran yorumlara yol açar. Bunların izleri kolay kolay silinemez ve etkileri kolay kolay ölçülemez. Özellikle son yıllarda Orta Doğuda islami örgütler arasındaki kanlı çatışmalarda yaşanan “kelle uçurma” görüntüleri, onlarla hiç alakası olmayan ancak Müslüman olmasından dolayı hemen hedefe oturtulan bir ülke için “barbarlık” çok can alıcı bir yaftadır. Ne dersek diyelim, son zamanlarda bu haberler dış basında büyük puntolarla dünya geneline yayın yapan birçok turizm gazetesi yanında ana akım haber kanallarında da yer almıştır ve almaktadır. Bu noktaya gelmiş bir sosyal yapının yarattığı caydırıcılık özellikle münferiden ülkemize gelmek isteyen misafirlerimizi etkiler. Tur operatörleri ile gelen turistler de etkilenir, ancak bu münferiden gelecekler kadar olmaz. Kuşkusuz tur operatörlerinin bu turistleri her şey dahil konsepti ile bir otele kapatıp sonra ülkelerine geri götürme vaadi önemli rol oynar. Çoğumuzun Türkiye’ye turist gönderen özellikle Avrupa ülkelerinde tanıdıklarımız vardır. Fırsat bulursanız onlarla görüşün etraflarındaki o ülke vatandaşlarının izlenimini öğrenin, reaksiyonları yukarıda anlattıklarımdan farklı olmayacaktır. Yaklaşık 40 yıldır bu sektörün içinde her türlü olumsuzluklarla mücadele ederek bu günlere geldik. Belki bir İspanya değiliz, 94 milyon turist çekemiyoruz, ancak ivme yukarı doğru gidiyor. Hele İstanbul açısından bu vahşi cinayetler müthiş olumsuz etki yaratır. Belki turist sayısındaki gerilemenin başka nedenleri aranır ama bizim gibi bu işin erbabı için durum bellidir. Üzerini örtmek zordur. Demek ki neymiş, öyle her okulu imam hatip’e çevirerek bir ülkenin maneviyatı yükselmezmiş. Kalkınmışlığı, gelişmişliği hep duble yollarda, köprü yapmakta, içi boş üniversite kurmakta aramayınız, bulamazsınız. Uygarlığa çağın gereklerine uygun çağdaş laik bir eğitim-öğretim ile ulaşılır. Gerisi boş…   (Not: Ben bu yazıyı yayına vermeden önce bu sabah (30.01) Kültür ve Turizm Bakanının basın toplantısını dinledim. Başarılarından bahsetti. Bence en başarılı bakandır.100. yıl için konan hedefler içerisinde tek tutturulan hedefin sahibidir. Hiç değişmeden kalan tek bakandır. Söylediklerine katılıyorum. Ama hiç içeride başımıza gelen ilkel, yabani ve vahşi olaylardan bahsetmedi. Haklıdır. Zaten nasıl bahsetsin ki? Küresel Organize Suç Endeksi’nde Türkiye ilk 10 da…)
Ekleme Tarihi: 02 Şubat 2026 -Pazartesi

ÇETELER, CİNAYETLER VE TURİZM…

Varsayın ki ailecek valizleriniz hazır ve İstanbul’a yurt dışından herhangi bir ülkeden tatile geleceksiniz. O sıra gazetede bir haber ilişiyor gözünüze;

İstanbul’da bir yabancı kadın öldürüldü ve cesedi parçalara ayrılarak çeşitli çöp konteynerlerine bırakıldı.

Gider misiniz İstanbul’a tatile?

O an olması şart değil tatilinize dört ay kalmış olsa bile rezervasyonunuzu iptal eder ve gitmek için başka bir kent ararsınız.

Bu örneği 15-16 yaşlarında bir erkek çocuğu olan tatilciler için de verebilirsiniz. Gelmezler, hemen iptal ederler ve başka şehir veya ülke ararlar.

Eskiden beklentimiz, turizm sezonu yaklaşırken yaşanan PKK terör olaylarının yarattığı olumsuz atmosferin dış turizm talebini olumsuz yönde etkileyeceği ve rezervasyon iptallerine sebep olacağı yönündeydi. Şimdi anarşinin yerini vahşet aldı, gaddarlık aldı, kadın cinayetleri aldı, çocuk cinayetleri aldı.

Varil içinde yakılmış bir genç kızın haberi kafalardan kolay kolay silinmez.

Bu doğrudur. Sadece o yıl için değil, sonraki tatiller için de özellikle erken rezervasyon yapan İngiliz pazarı iptalleri ile yeni rezervasyon yapacak olanların Türkiye’den vazgeçip başka destinasyonlara yönelmeleri kaçınılmaz olur.

Reklam ve tanıtım bu gidişatın pek de önünü alamaz.

Turizm feminin bir üründür. Aile içinde genel olarak kadının kararı baskındır. Bu kararı alırken de en önde gelen etmen gidilecek ülkenin güvenliğidir.

Özellikle rakip ülkelerin yayınlarında abarttıkları (hoş abartmalarına da gerek yok) vahşet dolu kadın cinayetleri, çocuk çetelerinin öldürdüğü çocuklar, yenidoğan ünitesinde öldürülen bebeler, ülke adaletinin bunlara yeterli ceza vermeyişi sonucu giderek işi “vahşi ülke” veya “uyuşturucu ve çocuk çetelerinin hakim olduğu ilkel bir ülke“ ye kadar götüren, nihayeti zaten bunlar barbardı sonucuna vardıran yorumlara yol açar.

Bunların izleri kolay kolay silinemez ve etkileri kolay kolay ölçülemez.

Özellikle son yıllarda Orta Doğuda islami örgütler arasındaki kanlı çatışmalarda yaşanan “kelle uçurma” görüntüleri, onlarla hiç alakası olmayan ancak Müslüman olmasından dolayı hemen hedefe oturtulan bir ülke için “barbarlık” çok can alıcı bir yaftadır.

Ne dersek diyelim, son zamanlarda bu haberler dış basında büyük puntolarla dünya geneline yayın yapan birçok turizm gazetesi yanında ana akım haber kanallarında da yer almıştır ve almaktadır.

Bu noktaya gelmiş bir sosyal yapının yarattığı caydırıcılık özellikle münferiden ülkemize gelmek isteyen misafirlerimizi etkiler. Tur operatörleri ile gelen turistler de etkilenir, ancak bu münferiden gelecekler kadar olmaz. Kuşkusuz tur operatörlerinin bu turistleri her şey dahil konsepti ile bir otele kapatıp sonra ülkelerine geri götürme vaadi önemli rol oynar.

Çoğumuzun Türkiye’ye turist gönderen özellikle Avrupa ülkelerinde tanıdıklarımız vardır.

Fırsat bulursanız onlarla görüşün etraflarındaki o ülke vatandaşlarının izlenimini öğrenin, reaksiyonları yukarıda anlattıklarımdan farklı olmayacaktır.

Yaklaşık 40 yıldır bu sektörün içinde her türlü olumsuzluklarla mücadele ederek bu günlere geldik. Belki bir İspanya değiliz, 94 milyon turist çekemiyoruz, ancak ivme yukarı doğru gidiyor.

Hele İstanbul açısından bu vahşi cinayetler müthiş olumsuz etki yaratır. Belki turist sayısındaki gerilemenin başka nedenleri aranır ama bizim gibi bu işin erbabı için durum bellidir.

Üzerini örtmek zordur.

Demek ki neymiş, öyle her okulu imam hatip’e çevirerek bir ülkenin maneviyatı yükselmezmiş.

Kalkınmışlığı, gelişmişliği hep duble yollarda, köprü yapmakta, içi boş üniversite kurmakta aramayınız, bulamazsınız.

Uygarlığa çağın gereklerine uygun çağdaş laik bir eğitim-öğretim ile ulaşılır.

Gerisi boş…

 

(Not: Ben bu yazıyı yayına vermeden önce bu sabah (30.01) Kültür ve Turizm Bakanının basın toplantısını dinledim. Başarılarından bahsetti. Bence en başarılı bakandır.100. yıl için konan hedefler içerisinde tek tutturulan hedefin sahibidir. Hiç değişmeden kalan tek bakandır. Söylediklerine katılıyorum. Ama hiç içeride başımıza gelen ilkel, yabani ve vahşi olaylardan bahsetmedi. Haklıdır. Zaten nasıl bahsetsin ki? Küresel Organize Suç Endeksi’nde Türkiye ilk 10 da…)

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberbodrum.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.