Mustafa BALCI
Köşe Yazarı
Mustafa BALCI
 

BODRUM’UN SORUNLARINA FARKLI BİR BAKIŞ

İki haftadır Bodrum’un giderek lüks bir tatil yöresi olmaya yöneldiğini, bazı ipuçları vererek anlattım. Aslın görenler zaten görüyor. Hal böyleyken Bodrum’un sorunlarını elbette görmemezlikten gelmiyorum. Ben de Bodrum’da yaşıyorum ve hem mikro hem de makro sorunlar bizi de sıkıntıya sokuyor kuşkusuz. Gelin bu sorunlara farklı bir bakış atalım. İktisatta makrocu olduğum için yönetim bilimlerine de makro yaklaşmayı tercih ediyorum. Bu açıdan bakınca acaba Bodrum’un sorunları nasıl görünüyor? Bu arada bir dostumuz sağ olsun bu sorunlara çok pratik bir çözüm bulmuş ve beni de bu çözümü kabul edip ısrarla açıklamamı istiyor. Gaza getirmek için de bu çözümü “diyemiyorsun” diye yazmış. Çözüm değil ama arkadaşın ısrarı hoşuma gitti, O’na göre “Bodrum turizminin gaymağını yiyen turizmciler bir araya gelsinler Bodrum’un sorunlarını çözsünler” böyle demeliymişim… Şaka bir yana sorunların çözümüne benim makro bakışım herkesin bildiği sorunları sıralamaktansa “sorunlar çözülür mü, yoksa çözülemez mi, çözülürse nasıl çözülür” diye yaklaşıp irdelemek; Soralım bakalım,  bu sorunlar ne tip sorunlardır? Sadece ilçe veya İl’e ait değil de acaba ülke genelinde, hatta küresel sorunun bir uzantısı mıdır? Eğer böyle ise yerel olarak bu sorunun çözümü bulmak mümkün olamaz mı? Bazı sorunlar ilçe veya ilin altından kalkabileceği bir sorun değil de acaba merkezi hükümetin ancak baş edebileceği boyutta mıdır? Eğer böyleyse yerel yönetimin istekleri, sivil toplum talepleri merkezi hükümetin harekete geçirmesi sağlanabilir mi? Sorunlar yeni mi ortaya çıkmıştır, yoksa üzerinden birkaç yönetim geçtikten sonra çözülememiş, giderek daha da kronik hale gelmiş sorunlar mıdır? İlçe veya İl’in çözebileceği ancak sürüncemede kalmış, seçimden seçime ertelenmiş sorunlar karşısında yöre halkı ne düşünmektedir? Öyle sorunlar vardır ki onların çözümü Türkiye’nin önceden imzaladığı uluslararası sözleşmelerde taraf olan yerel yönetim için olanaksızdır. Acaba bu sorunların çözümü için başka yollar mı bulunmalıdır?   Bunlar sorunlara makro bir bakış, ancak bu sorunları çözecek olanlar ise bu konuyla doğrudan ilgili insan kaynağıdır. Bir de bunu inceleyelim; İl veya İlçe yerel yöneticilerinin sorunların çözümünde yeteri kadar eğitime ve deneyime sahip olduklarını söyleyebilir miyiz? Yerel yöneticiler daha önceki görevlerinde karşılaştıkları sorunları çözmüş müdürler, yoksa ertelemiş veya o sorunlar hala sürmekte midir? Yönetici kişiler sorunların çözümüne kişisel mi yoksa etrafında oluşturduğu partidaş değil liyakatlı uzmanlarla mı çalışmaktadırlar? Yöredeki sivil toplum örgütlerinin yöneticiler üzerinde sorunların çözümünde doğrudan etkileri var mıdır, yoksa arada bir çay kahve toplantıları ile nezaketlerini mi sunmaktadırlar? Merkezi hükümet ile yerel yönetimin siyasi görüşleri farklı ise, yöreye hizmet götürmekte isteksiz olan hükümet üyelerine baskı uygulayabilecek ve bunu sabırla sürdürebilecek yöneticilere il veya ilçe sahip midir? İl veya ilçe yöneticileri finansal kaynak kullanma ve yaratmada ne kadar mahirdirler, daha önce hazırladıkları ve AB Fonu, Avrupa Yatırım Bankası, OECD gibi uluslararası fon kuruluşlarına sundukları başarılı olmuş projeleri var mıdır? Bunlar da sorunları çözecek yöneticilere benim makro bakış açım.  Dikkat ederseniz sorunları yazmadım bile. Siz oturup isterseniz herkesçe bilinen sorunları yazabilirsiniz,  üstüne sizin için yöre halkı olarak sorun olan mikro ölçekteki sorunları da sıralayabilirsiniz. Hiçbir şey değişmez. Asıl olan o sorunları çözme becerisi gösterebilecek insan kaynağıdır. Ve bu ülkemizin en önemli sorunu olan eğitim yetersizliğinden kaynaklanır. Unutmayalım ki eğitimli yöre halkı kendini yönetecek yerel yöneticileri seçerken de eğitimli, liyakat sahibi, becerikli yöneticileri arar. Çoğu kez bulur, ama bazen de özellikle siyasal kutuplaşmanın yoğun olduğu dönemlerde istese de bulamaz. Bodrum’a benzer bir yörede neredeyse 40 yıl önce yerel yönetim işlerine bulaştım, meclise seçildim, durumu gördüm, devam edenlere başarılar dileyerek ben ayrıldım. Benden yaklaşık bir yıl sonra seçilmiş başkanı vurup öldürdüler. Yani yöneticilerimizin de işlerinin ne denli zor olduğunu biliyorum. Bütün bu bildiklerimi ve yaşadığım onca deneyimden sonra hele yaş da 70’i geçince artık tek tek sorunlar değil onları çözmek durumunda olan insan kaynağı öncelik alıyor aklımda. Yine de bizimkilerin, hele hele şahane Sepetçioğlu oynayan mimar başkanımızın başarılı olacaklarına inanıyorum. Tam 14 yıldır aynı sokakta oturuyorum, Bodrum’un göbeğinde. Kim bilir kaç pabuç eskittim Fırkateyn sokağın kırık dökük parke taşlarında. Hala ümidim var bir gün birisi gelir yapar diye. Böyle de bir zarf atalım ve haftaya DELUX Bodrum’un sorunlarını konuşalım...
Ekleme Tarihi: 06 Aralık 2025 -Cumartesi

BODRUM’UN SORUNLARINA FARKLI BİR BAKIŞ

İki haftadır Bodrum’un giderek lüks bir tatil yöresi olmaya yöneldiğini, bazı ipuçları vererek anlattım. Aslın görenler zaten görüyor. Hal böyleyken Bodrum’un sorunlarını elbette görmemezlikten gelmiyorum. Ben de Bodrum’da yaşıyorum ve hem mikro hem de makro sorunlar bizi de sıkıntıya sokuyor kuşkusuz.

Gelin bu sorunlara farklı bir bakış atalım. İktisatta makrocu olduğum için yönetim bilimlerine de makro yaklaşmayı tercih ediyorum. Bu açıdan bakınca acaba Bodrum’un sorunları nasıl görünüyor?

Bu arada bir dostumuz sağ olsun bu sorunlara çok pratik bir çözüm bulmuş ve beni de bu çözümü kabul edip ısrarla açıklamamı istiyor. Gaza getirmek için de bu çözümü “diyemiyorsun” diye yazmış. Çözüm değil ama arkadaşın ısrarı hoşuma gitti, O’na göre “Bodrum turizminin gaymağını yiyen turizmciler bir araya gelsinler Bodrum’un sorunlarını çözsünler” böyle demeliymişim…

Şaka bir yana sorunların çözümüne benim makro bakışım herkesin bildiği sorunları sıralamaktansa “sorunlar çözülür mü, yoksa çözülemez mi, çözülürse nasıl çözülür” diye yaklaşıp irdelemek;

Soralım bakalım,  bu sorunlar ne tip sorunlardır?

  1. Sadece ilçe veya İl’e ait değil de acaba ülke genelinde, hatta küresel sorunun bir uzantısı mıdır? Eğer böyle ise yerel olarak bu sorunun çözümü bulmak mümkün olamaz mı?
  2. Bazı sorunlar ilçe veya ilin altından kalkabileceği bir sorun değil de acaba merkezi hükümetin ancak baş edebileceği boyutta mıdır? Eğer böyleyse yerel yönetimin istekleri, sivil toplum talepleri merkezi hükümetin harekete geçirmesi sağlanabilir mi?
  3. Sorunlar yeni mi ortaya çıkmıştır, yoksa üzerinden birkaç yönetim geçtikten sonra çözülememiş, giderek daha da kronik hale gelmiş sorunlar mıdır?
  4. İlçe veya İl’in çözebileceği ancak sürüncemede kalmış, seçimden seçime ertelenmiş sorunlar karşısında yöre halkı ne düşünmektedir?
  5. Öyle sorunlar vardır ki onların çözümü Türkiye’nin önceden imzaladığı uluslararası sözleşmelerde taraf olan yerel yönetim için olanaksızdır. Acaba bu sorunların çözümü için başka yollar mı bulunmalıdır?

 

Bunlar sorunlara makro bir bakış, ancak bu sorunları çözecek olanlar ise bu konuyla doğrudan ilgili insan kaynağıdır. Bir de bunu inceleyelim;

  1. İl veya İlçe yerel yöneticilerinin sorunların çözümünde yeteri kadar eğitime ve deneyime sahip olduklarını söyleyebilir miyiz?
  2. Yerel yöneticiler daha önceki görevlerinde karşılaştıkları sorunları çözmüş müdürler, yoksa ertelemiş veya o sorunlar hala sürmekte midir?
  3. Yönetici kişiler sorunların çözümüne kişisel mi yoksa etrafında oluşturduğu partidaş değil liyakatlı uzmanlarla mı çalışmaktadırlar?
  4. Yöredeki sivil toplum örgütlerinin yöneticiler üzerinde sorunların çözümünde doğrudan etkileri var mıdır, yoksa arada bir çay kahve toplantıları ile nezaketlerini mi sunmaktadırlar?
  5. Merkezi hükümet ile yerel yönetimin siyasi görüşleri farklı ise, yöreye hizmet götürmekte isteksiz olan hükümet üyelerine baskı uygulayabilecek ve bunu sabırla sürdürebilecek yöneticilere il veya ilçe sahip midir?
  6. İl veya ilçe yöneticileri finansal kaynak kullanma ve yaratmada ne kadar mahirdirler, daha önce hazırladıkları ve AB Fonu, Avrupa Yatırım Bankası, OECD gibi uluslararası fon kuruluşlarına sundukları başarılı olmuş projeleri var mıdır?

Bunlar da sorunları çözecek yöneticilere benim makro bakış açım.  Dikkat ederseniz sorunları yazmadım bile. Siz oturup isterseniz herkesçe bilinen sorunları yazabilirsiniz,  üstüne sizin için yöre halkı olarak sorun olan mikro ölçekteki sorunları da sıralayabilirsiniz. Hiçbir şey değişmez. Asıl olan o sorunları çözme becerisi gösterebilecek insan kaynağıdır.

Ve bu ülkemizin en önemli sorunu olan eğitim yetersizliğinden kaynaklanır.

Unutmayalım ki eğitimli yöre halkı kendini yönetecek yerel yöneticileri seçerken de eğitimli, liyakat sahibi, becerikli yöneticileri arar. Çoğu kez bulur, ama bazen de özellikle siyasal kutuplaşmanın yoğun olduğu dönemlerde istese de bulamaz.

Bodrum’a benzer bir yörede neredeyse 40 yıl önce yerel yönetim işlerine bulaştım, meclise seçildim, durumu gördüm, devam edenlere başarılar dileyerek ben ayrıldım. Benden yaklaşık bir yıl sonra seçilmiş başkanı vurup öldürdüler.

Yani yöneticilerimizin de işlerinin ne denli zor olduğunu biliyorum. Bütün bu bildiklerimi ve yaşadığım onca deneyimden sonra hele yaş da 70’i geçince artık tek tek sorunlar değil onları çözmek durumunda olan insan kaynağı öncelik alıyor aklımda.

Yine de bizimkilerin, hele hele şahane Sepetçioğlu oynayan mimar başkanımızın başarılı olacaklarına inanıyorum. Tam 14 yıldır aynı sokakta oturuyorum, Bodrum’un göbeğinde. Kim bilir kaç pabuç eskittim Fırkateyn sokağın kırık dökük parke taşlarında. Hala ümidim var bir gün birisi gelir yapar diye.

Böyle de bir zarf atalım ve haftaya DELUX Bodrum’un sorunlarını konuşalım...

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (2)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberbodrum.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Aynur Dülger Ataklı
(06.12.2025 20:30 - #999)
Dostunuzun önerisi bence de doğru. Bodrum’da yatırımı olan turizmciler doğrudan bu sorunları çözmek için tüm güçlerini birleştirmeliler. Bunun örneği de var. Geçmişde Antalya Belek turizme açılırken devlet ve yatırımcılar Belek Turizm Yatırımcıları Birliğini kurarak altyapıdan, çevreye hatta pazarlamaya kadar planlı işler yaptılar. Uzun vadede bu yatırımcılara çok şey kazandırır. Böyle bir kurumsal yapı ile başarmak mümkün.
Mustafa Balcı Katkınız için teşekkür ederim. Şunu lütfen gözden uzak tutmayınız; "Antalya Belek turizme açılırken" diyorsunuz. Elbette işin başında daha sorunlar oluşmadan altyapıdan pazarlamaya kadar planlı işler yapabilirler. Bodrum o sorunların kronikleştiği bir yöredir. Elbette yatırımcı katkısını da alalım, ama sorunu çözmeyi ondan beklemek hayaldir. Bu arada Dünya Bankası'nın Güney Antalya Turizm Gelişim Projeleri kapsamına nasıl destek verdiğini de yaşayarak biliyorum. Yoksa bugün Antalya sıradan bir Akdeniz kentiydi.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberbodrum.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Osman Çamurdanoğlu
(08.12.2025 14:54 - #1001)
Yazı hayatında başarılar diliyorum Cafeinn ekibi
Mustafa Balcı Teşekkürler, ama benim yazı hayatım 1978'de Cumhuriyet gazetesinde başlamıştı. Neyse geç olsun temiz olsun...
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberbodrum.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.