Tam olarak olmasa da olabilir elbette. Neden olmasın? Bu tamamen niyete, ehliyete, bütçeye ve sabretmeye dayanır. Var ise bunlar ve amaç Akdeniz’in bu ucunda da bir Cannes yaratmak ise, neden olmasın.
(Cannes diye yazılır Kan diye okunur. Biz Kan diye yazacağız, kolay olsun.)
İnceleyeceğiz, bakacağız ve sonucunda bir veya birkaç görüş ortaya çıkacak, onları da değerlendireceğiz.
İlk cümlede “Tam olmasa da” dedim, nedeni elbette ünlü Film Festivaliydi. ABD’de OSCAR neyse Avrupa’da da Kan Film Festivali odur. Yani dünyada ikinci sıradadır. Bunun yanında yıl içinde başka tematik film festivalleri de yapılmaktadır.
Yani bunun altyapısı hazırdır. Bizde olmayan da budur.
Bir bakalım Kan’da neler var ve bir hayal kuralım acaba Bodrum’da da olabilir mi diye…
Bir kere MICE konusunda (Toplantı, Teşvik, Kongre ve Sergi) Kan, dünyanın en gelişmiş alt ve üstyapısına sahip şehirlerinden biridir. Bunu şehre sağlayan ise şehrin göbeğinde, deniz kıyısında yer alan devasa bir merkezdir.
Palais des Festivals et des Congrès, adındaki bu merkez 35.000 metrekareden fazla kapalı sergi alanına, 5 ana genel kurul salonuna (150 ila 2.300 koltuk arası) ve 26 adet paralel toplantı odasına sahiptir. En büyük salonu olan Auditorium Louis-Lumière, 2.300'den fazla kişiyi aynı anda ağırlayabilir.
Bizim buradaki otellerin küçük çaplı toplantı salonları ile böyle bir yeri kıyaslamam elbette. Burası olağanüstü bir çekim merkezi ve Kan’da turizmin 12 ay olmasını sağlayan en önemli unsurdur.
Bir önemli özellik de, bu merkeze oldukça yakın kümelenmiş otellerdir. (Majestik, Martinez, Carlton gibi) Tüm bu otellerden merkeze yürüyüş yollarıyla ulaşılır. Hiçbir araca ihtiyaç yoktur ve sonuçta hiç trafik yoktur…
Şurada birkaç önemli fuarı yazarsam mutlaka okuyucuya bir fikir verecektir. MIPIM Dünyanın en büyük emlak ve gayrimenkul fuarı, MIPTV küresel TV, içerik ve eğlence fuarı, ILTM dünyanın en popüler lüks seyahat fuarı, gibi…
İşte size 12 ay turizm. Meslekten arkadaşlarımız yazıyorlar “Bodrum Turizmi 12 aya çıkmalıdır” diye. Ama hiç birisi bunu nasıl yapılacağını yazmıyor. Onlara göre turist 12 ay gelmeli, ama nasıl gelmeli, var mı bir önerin? Bedelini cepten ödeyip charter mi kaldıracaksın? Otellerini açık tutacak işletmelere devlet sübvansiyon mu verecek? Nasıl olacak bu iş?
Yine konumuza dönersek, Kan’ın müthiş bir raylı sistem altyapısı vardır. Kongre merkezinden çıkıp beş dakika sonra bineceğiniz hızlı trenler sizi Saint Tropez’den Nice’e kadar her yere, İtalya’ya bile taşır.
Hava alanı, lüks konaklama ve gastronomi açısından Bodrum, Kan ile yarışır, eksiği olmadığı gibi fazlası vardır.
O halde şimdi düşünelim. Acaba Kan’daki altyapıyı Bodrum’a kazandırarak yılda en az 2 milyar dolarlık bir katma değer yaratmaya, tüm konaklama kapasitelerini kullanmanın yanında yenilerini yapmaya kim karşı çıkabilir?
Karşı çıkarlar, bizim buralarda “istemezük” cüler çoktur.
Ben bu konuyla ilgili tematik bir proje hazırladım, içinde büyük bir anıt, 2000 kişilik ve daha az kapasitede 6 toplantı ve konferans salonu, yeme içme üniteleri, sanat merkezi ve fuarı olabilecek yapılar ve sayamadığım diğer unsurlar da vardı.
Adı da “Bodrum Akdeniz Bilim, Sanat ve Kültür Başkenti” Merkezi idi. Herkes çok beğendi.
Ancak proje için belirlediğim yer Karaada idi. Hemen istemezük”, “yedirmezük” cüler çıktı. Bu arada pandemi ve kendimin tıbbi onarım süreçleri girdi devreye ve kaldı.
Ben Karada da ısrarcıydım, çünkü çok güzel bir ada. Bodrum tarafına yakın yükseltide uluslararası yarışmayla seçilecek bir heykel ve arkasında yukarıda sözünü ettiğim altyapı muazzam olurdu. Bu arada Akdeniz ülkelerini de projeye bulaştırmıştım, ancak o detaya girmeyelim.
Elbette Karaada şart değil, başka lokasyonlar da olabilir. Ancak Yalıkavak / Göltürkbükü / Torba hattı olmamalıdır. Çünkü o bölge lüksün zirvesine doğru yol alıyor. Bu şehir için artık çok gerekli ve desteklenmeli.
Böyle bir merkezin Bodrum’da kurulması konusunda ısrarımın bir sebebi de Antalya’dan İzmir’e kadar (İzmir de dahil) hiçbir şehrimizde böyle bir merkez yok. Devletimiz bu bölgeye değil de Konya’nın Selçuklu ilçesine böyle bir merkez kurmayı uygun görmüş. Güzel düğünlerin yapıldığını duymuştum.
Sonuç olarak Bodrum bir Kan olabilir. Film festivali konusunda biliyorsunuz Antalya Altın Portakal Film Festivali uluslararası boyuta anca gelebildi. Bu konuda Kan ile yarışacak halimiz yok. Ama onun dışında Kan ile her konuda yarışabiliriz.
Sadece yollarımız bozuk ve yama içinde, trafiğimiz felaket, sularımızı sormayın, sellerimiz sorun, elektriğimiz başka bir dert, fiyatlarda istikrarımız zaten yok, belki Kan’daki gibi kilometrelerce uzanan şehir içinde ince kumlu plajlarımız olmasa bile asgari ücretin yarısını gibi cüz’i bedellerle lüks plajlarımız var.
Bunlar halledilir, o büyük Kongre merkezi ve altyapısı da yapılır,
Sonuçta şimdi karar verelim, Kan olmak istiyor muyuz, yoksa biz bize yeteriz, 2,5 aylık bir mevsimle idare ederiz mi diyoruz?
Yine çok uzattım, kısaca bu noktaya gelen bir Bodrum artık Kan olmalıdır. Buna inananlar olmalı, bunu başaracak özgürlük veya sürgün korkusu olmayan yetenekli yöneticiler olmalıdır.
Fiziksel olmasa da fikirsel olarak her türlü desteğe hazırız…