Sevgili turizm dostları,
Belirsizlikler, hatta bazı endişelerle başladığımız turizm sezonunda çok şükür haziran ayının sonlarından eylül ayının sonuna kadar otel doluluklarımız oldukça yüksek seviyelerde gerçekleşti. Ekim ayına girmemize rağmen sezon ortalama doluluklarla devam ediyor.
Bu tablo turizmimiz açısından elbette sevindirici.
Özellikle sezon başında “Oteller boş, Bodrum boş, sezon sonunda çok sayıda otel kapanır ya da satılır” şeklinde umutsuz tablolar çizenlerin de umarım yanıldıklarını gördükleri bir sezon olmuştur.
Her zaman söylüyorum; turizm 54 sektörü doğrudan ya da dolaylı olarak etkiliyor. Dolayısıyla turizmi ne kadar geliştirir ve güçlendirirsek, aslında onlarca sektör için de aynı şeyi yapmış oluruz.
Ancak önümüzde çok önemli bir sorun var: Sezonun kısalığı.
Yaklaşık üç aylık yüksek doluluk dönemi, 12 aylık bir ekonomi için kesinlikle yeterli değil. Önümüzdeki bir ay içerisinde Bodrum’da çok sayıda otel yine kapılarını kapatacak. Bu kısa sezon sadece işletmeler açısından değil, çalışanlar açısından da ciddi sorun yaratıyor.
Turizm çalışanı artık 12 ay çalışmak istiyor. Bunu sağlayamadığımız zaman yetişmiş personelimizi başka sektörlere kaptırıyoruz. Oysa turizmde kaliteyi yükseltmenin yolu kalifiye personelden geçiyor. Kalifiye personeli sektörde tutabilmenin yolu da sezonu 9-12 aya yayabilmekten geçiyor.
Bodrum’un Sezonu Uzamalı
Son katıldığım İTF Turizm Fuarı’nda Bodrum Belediye Başkanı Sayın Tamer Mandalinci’nin turizm sezonunun dokuz aya çıkarılmasına yönelik düşüncelerini umut verici buldum. Bunların uygulamaya dönüşmesi Bodrum turizminin geleceği açısından son derece önemli.
Aynı şekilde Deniz Ticaret Odası öncülüğünde düzenlenen Bodrum Boat Show da çok değerli bir organizasyon. Hem Bodrum’un dünyaya açılmasına katkı sağlıyor hem de ekim ayında gerçekleştirilmesi nedeniyle sezonun uzamasına destek oluyor.
İTF’den söz etmişken, fuarın bu yıl önceki yıllara göre çok daha hareketli olduğunu ve daha fazla ilgi gördüğünü de belirtmek isterim. Umarım her yıl üzerine koyarak devam eder. Çünkü fuarlar turizmin tanıtımı ve gelişimi açısından son derece değerli.
Doluluk Var Ama Ya Karlılık?
Turizmde kalite ve sürdürülebilirlikten söz ediyoruz. Ancak tam bu noktada sektörün karşısına en büyük sorunlardan biri, belki de birincisi çıkıyor:
Maliyetler.
Ülke ekonomisinin içinde bulunduğu koşullar zaten turizm işletmelerini zorluyor. Bunun üzerine otellerin misafirlerine sunduğu ürünlerin fiyatlarının sürekli artması, özellikle sezon döneminde bazı ürünlerde ortaya çıkan fahiş fiyatlar turizmcinin maliyetlerini taşınamaz noktalara getiriyor.
Turizmci, maliyetleri kadar oda fiyatını artıramıyor. Artırdığı zaman da satamıyor.
Bu nedenle özellikle turizm sezonunda işletmelerin temel ihtiyaçlarını oluşturan ürünlerin hem fiyatlarının hem de kalitesinin etkin biçimde denetlenmesi gerekiyor.
Çünkü mesele yalnızca otellerin dolu olması değil.
Bir otel 9 ay da 12 ay da dolu olabilir. Ancak maliyetler satış fiyatlarının üzerine çıkıyor, kârlılık sürekli düşüyor ve sonunda zarar ediliyorsa o doluluğun işletmeci açısından hiçbir anlamı kalmaz.
Buna bir de döviz kurundaki baskı eklendiğinde turizmcinin işinin ne kadar zor ve riskli olduğu daha açık ortaya çıkıyor.
Doluluk Tek Başına Yetmez
Bodrum turizmini geliştirmek zorundayız.
Kaliteyi korumak, yetişmiş personeli sektörde tutmak ve turizmi üç aylık bir dönemden çıkarıp 9-12 aya yaymak zorundayız.
Ama bütün bunları yaparken turizmcinin maliyet sorununu da görmezden gelemeyiz.
Çünkü sürdürülebilir turizm sadece daha fazla turist, daha uzun sezon veya daha yüksek doluluk değildir.
Sürdürülebilir turizm; kaliteli hizmet veren, çalışanını koruyan ve yaptığı yatırımın karşılığını alabilen işletmelerle mümkündür.
Bunu sağlayabilirsek yalnızca turizmi değil, turizmin beslediği bütün sektörleri ve Bodrum ekonomisini de güçlendirmiş oluruz.