Sevgili turizm dostları,
Turizmde sezonun ilk yarısından fazla bir süreyi geride bıraktık. Ancak işler bu sürede çok da istediğimiz gibi gitmedi. Bu doğrultuda Bodrum turizminde yüzde 6-7 civarında bir gerileme oldu maalesef.
Yine maalesef ki Bodrum’da “pahalı” algısı yaratanlar, insanları ısrarla Yunan adalarına yönlendirenler, daha sezon başlamadan “Turizm kötü olacak” diyenler umarım bugün bir nebze de olsa üzüntü duyuyordur. Bunun yanı sıra ekonomik sorunların da özellikle iç pazarı son derece dinamik olan Bodrum’da bu gerilemeye etki ettiğini biliyoruz.
Turizmde yayılmak istenen bu olumsuz havaya rağmen temmuz ve ağustos aylarının yüksek doluluklarla geçmesi, eylül ayının da doluluk bakımından yüksek oranlara ulaşacağının görülmesi turizmciye bir nebze olsun umut veriyor. Sezonun ilk yarısında oluşan kayıplarımızın yüksek sezonda telafi edilmesini ümit ediyorum.
Fakat daha önceki yazılarımda da vurguladığım gibi iki ay ne turizmciyi ne de turizm çalışanını tatmin eder.
Burada akla teşvikler geliyor. Devletimiz sürdürülebilir turizmi teşvik etmek amacıyla SGK’lı çalışanlar için işletmelere destek verme kararı aldı. Fakat turizm işletmelerinin çoğunluğunu oluşturan Basit Konaklama Turizm İşletme Belgesi sahibi işletmeler bu teşvikten yararlanamadı. Bu ayrımcılık hem şaşırttı hem de tepki gördü.
Teşvikten de istediğini alamayan turizmci için çarelerden biri iyi bir tasarruf politikası uygulamak olmalı. Sürdürülebilir turizm hepimiz için hayati önem taşıyor. Oteller turizmin en önemli unsurlarından biri. Otellerin faaliyetlerini sürdürebilmesi, turizmin ve turizmcinin de yaşaması demektir.
Tasarruf tavsiye ederken yıllardır önerdiğimiz gerçekçi bütçeler hazırlamanın ve faaliyetleri bu bütçeler doğrultusunda sürdürmenin önemi de her ortamda karşımıza çıkıyor.
Bu gerilemeye karşı alınabilecek önlemlerden biri de müşteri memnuniyeti. Çok klişe bile olsa, memnun ayrılan müşteri yeni pazarlar demektir. Yeni bir satış imkânı, yeni müşteriler demektir.
Oysa bu sezon yapılan bir değerlendirmede müşteri şikâyetlerinin yüzde 160 oranında arttığı görülüyor. Burada da biz profesyonel yöneticilerin çuvaldızı kendimize batırmamız gerekiyor.
Özellikle iyi organize olmuş müşteri ilişkileri departmanlarının, müşteri ile yönetim arasındaki bağı kurarak eksikliklerin şikâyete dönüşmeden giderilmesinde ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. Müşteri ilişkileri departmanlarının önemini kesinlikle ihmal etmemeliyiz.
Yine vurgulayalım:
Turizmcinin dostu yine turizmcidir.
Profesyonel yönetim, gerçekçi bütçeler, müşteri memnuniyeti ve satış-pazarlama yelpazesinin genişletilmesi turizmcinin umudu ve yol haritası olmalı.