Muğla yine su tartışmalarıyla gündemde. Ama ortada çözümden çok siyaset var. Açıklamalar peş peşe geliyor, mikrofonu kapan diğerine uzatıyor. Herkes haklı, herkes mağdur, herkes görevini yapmış…
Ya vatandaş?
Musluğundan sağlıklı şekilde su akacak mı, onun derdinde! Ama kimin umurunda!
Kurumlar çabalarken, siyasetçilerde izlediğimiz tablo tam olarak şu;
“Sorumluluk sende!”
“Hayır, sen beceremedin!”
Aferin size!
Peki vatandaş ne yapıyor? Sadece izliyor. Hem de giderek artan bir endişeyle.
Bu memlekette siyasetçiler tartışırken en çok zarar görenin vatandaş olduğu gerçeği hiç değişmiyor. Atalar boşuna söylememiş; Filler tepişir, çimenler ezilir. Bugün o çimen, Muğla’da yaşayan yüz binlerce insan.
İşin en acı tarafı ise şu;
Hayatında susuzluk çekmemiş, evinde tonlarca su deposu bulunan, banyosunu özel arıtılmış suyla yapanlar su üzerinden siyaset yapıyor! Sahadaki gerçeği değil, siyasi pozisyonlarını koruyorlar.
Çünkü bu tartışmaların her biri vatandaşa şu mesajı veriyor;
“Çözüm ikinci planda, kavga birinci.”
Trajikomik mi? Varın siz cevaplayın!
Oysa vatandaşın beklentisi son derece net, son derece basit!
Musluğu açtığında sağlıklı su aksın.
Ne ideolojik bir talep bu, ne siyasi. Bu, en temel yaşam hakkı.
Şunu artık anlamak gerekiyor; Sorumluluğu birbirine atarak kimse yükünden kurtulmuyor. Tam tersine toplumun gözünde güven kaybediyor. İnsanlar uzun açıklamaları değil, sonuçları hatırlar.
Bugün Muğla’da kim haklı tartışması yapılmıyor.
Bugün Muğla’da tek bir soru soruluyor:
“Yaz geldiğinde ne olacak?”
Turizm kenti Muğla’da susuzluk sadece günlük hayatı değil, ekonomiyi de vurur. Otelleri, restoranları, esnafı, tarımı… Yani bu mesele sandığımızdan çok daha büyük.
Bu yüzden artık polemik değil, koordinasyon zamanı.
Kurumlar bu sefer gerçekten bir şeyler yapmak için çabalıyor. Ama o siyaset yok mu siyaset? Bildiğiniz çözümü ortadan kaldırmak için uğraşıyor, kurumları baltalıyor.
Oysa siyaset, çözümün önüne geçmemeli, insanları rahat bırakın ki işlerini yapabilsinler!
Çok zor değil aslında.
Kavgayı bırakın.
Mazeret üretmeyi bırakın.
Topu birbirinize atmayı bırakın.
Musluktan su aksın. Gerisi gerçekten bahane.