Beni bilirsiniz; yazılarımın yüzde 99’u Bodrum’u, Muğla’yı ve yerel meseleleri konu alır. Ancak bugün yerelde de en çok konuşulan konu CHP kurultayıyla ilgili yaşanan süreç.
Aslında uzun zamandır söylüyorum; adına siyaset denilen şu düzenden giderek daha fazla uzaklaşıyorum, hatta nefret ediyorum. Çünkü siyasetin merkezinde olması gereken şey sandık ve millet iradesiyken, bugün siyasetin içine hukuk, güç mücadeleleri, hesaplar ve türlü tartışmalar girmiş durumda.
Ama beni en çok üzen konu başka.
Bu meselenin yine siyasi fanatikliğe dönüştürülmesi...
Birçok kişi konunun özünü konuşmak yerine meseleyi Özgür Özel mi haklı, Kemal Kılıçdaroğlu mu haklı noktasına indirgedi. Oysa tartışılması gereken asıl konu kişiler değil.
Asıl konu, sandıkla seçilmiş bir yönetimin geleceğinin başka yollarla tartışılır hale gelmesidir.
Bu nedenle ben de Özgür Özel’e destek veren paylaşımlar yaptım. Ancak bunu Özgür Özel’e hayran olduğum için yapmadım.
Hatta açık konuşayım; mevcut CHP yönetiminin bazı iddialar ve kamuoyunda tartışılan olaylarla anılması beni de çok rahatsız ediyor. Eleştirilecek yanları elbette sürüyle var, olmaz mı!
Ancak ortada bir gerçek var.
Parti delegelerinin oylarıyla seçilmiş bir genel başkan ve yönetim bulunuyor. Üstelik bu yönetim yerel seçimlerde önemli bir başarı elde etti. Tüm eleştirilere ve iddialara rağmen yapılan birçok ankette de partisinin birinci sırada olduğu görülüyor.
Dikkat çekici olan ise şu;
Kurultay sürecine kadar CHP’nin birçok toplantısını ve açıklamasını görmezden gelen iktidara yakın medya kuruluşları, konu Kemal Kılıçdaroğlu olunca günlerce canlı yayın yaptı, saatlerce açıklamalarını ekrana taşıdı, taşımaya devam ediyor.
Fakat benim açımdan asıl mesele bunlar da değil.
Asıl mesele, sandık iradesinin tartışmaya açılmasıdır.
Bugün bu durum CHP’de yaşanıyor olabilir. Yarın başka bir partide de yaşanabilir. Bu nedenle farklı siyasi görüşlere sahip partilerin bile bu konuda benzer tavır almasını doğal karşılıyorum.
Çünkü mesele CHP’nin iç meselesi olmaktan çıkmıştır.
Eğer sandığın ortaya koyduğu irade kolayca tartışılır hale gelirse, yarın sadece parti kongreleri değil, genel seçimler ve yerel seçimler de benzer tartışmaların konusu olabilir.
İşte bu yüzden neyi neden savunduğumuzu iyi bilmek zorundayız.
Kişileri değil, ilkeleri konuşmalıyız.
Bugün bir ismi değil, demokrasiyi ve sandığın değerini savunmak gerekiyor.