CHP Bodrum’da son günlerde yaşanan tartışmayı tek bir cümleye indirgemek hem kolaycılık hem de gerçeğe haksızlıktır. Çünkü mesele ne söylenen bir sözle başladı ne de o sözle bitecek gibi duruyor. Asıl mesele, partinin içinde kimin neyi, hangi niyetle yaptığıdır.
Basına kapalı yapılan bir toplantı…
Çevrim içi bir görüşme…
Ve sonrasında dışarı sızdırılan görüntüler…
Burada artık kelimeleri değil, niyetleri konuşmak gerekir.
Bazı meslektaşlarım konuyu çok güzel ele aldı. Bende bu tartışmalar yaşandığı anda hayrete düştüm!
Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci’nin sözleri üzerinden yürütülen tartışma, bilinçli ya da bilinçsiz şekilde tek taraflı bir algıya dönüştürüldü. Oysa Mandalinci’nin söylediği şey son derece netti; “İmkanlarımız doğrultusunda bu parti için elimizden geleni yapıyoruz.”
Bu cümle savunma değildir.
Bu cümle geri adım hiç değildir.
Bu cümle, “Ben bu partiden kaçmıyorum” demektir.
Eğer ortada “taleplerimiz karşılanmadı” iddiası varsa, bu talepler açıkça kamuoyuna anlatılmalıdır. Ne istendi, ne yapıldı, ne yapılamadı! Ya da siz Bodrum için ne yaptınız?
Herkes bilmelidir. İma ile, kulisle, fısıltıyla siyaset olmaz. Hele ki Bodrum gibi bilinçli bir kentte hiç olmaz.
Bir de belediye kaynaklarının parti lehine kullanılması tartışmaları var.
Doğrudur yanlıştır ama Türkiye’nin neresinde olursa olsun, hangi belediye kendi partisi için bazı ayrıcalıklar yapmıyor Allah aşkınıza? Açık konuşalım; siyasetin pratiği budur. O zaman sormak gerekir; Neden mesele sadece Bodrum üzerinden büyütülüyor? Bu da aslında bu ifşanın niyetini ortaya koyuyor.
Ama asıl kırılma başka bir yerde yaşandı.
Basına kapalı bir toplantının kayda alınması ve seçilerek servis edilmesi, parti içi bir tartışmayı aşan bir durumdur. Burada artık eleştiriden değil, hesaplı bir hamleden söz ediyoruz. Kim sızdırdıdan çok daha önemli bir soru var; Bu sızdırmayla ne amaçlandı?
Hoş bu sızdırmayı yapan ve ne amaçla yaptığı belli ya!
Çünkü servis edilen görüntüler bir tartışmayı değil, bir kişiyi hedefe koymuştur.
Tamer Mandalinci bu süreçte kişisel bir refleksle değil, örgütüne sahip çıkan bir duruşla konuşmuştur. Sert bulunabilir, eleştirilebilir; ama ortada bir gerçek vardır!
Bu şehirde belediye başkanlığı yapan biri, partisine sırtını dönmemiştir.
CHP Bodrum’un bugün ihtiyacı olan şey yeni cepheler açmak değil; içerideki bu niyetleri açıkça masaya yatırmaktır. Aksi halde tartışma büyür, güven küçülür.
Bodrum halkı kavga izlemek istemiyor. Kim kiminle uğraşıyor, kim kimi köşeye sıkıştırıyor görmek istemiyor. Bu kent, sorumluluk alan, sahip çıkan, net duran bir siyaset bekliyor.
Ve bugün yaşananlar şunu açıkça gösteriyor; CHP Bodrum’da mesele bir cümle değil; bir tavır meselesidir.
