Bodrum’a yeni atanan bir yönetici de olsa, seçilmiş bir siyasetçi de olsa, bir sivil toplum kuruluşunun temsilcisi de olsa göreve başlar başlamaz neredeyse aynı cümleyi kurar:
“Bodrum’da 12 ay turizm için çalışacağız.”
Tam 30 yıldır Bodrum’dayım. İnanın, bu cümleyi duymaktan artık ezberledik.
Peki kimse şu soruyu gerçekten sordu mu?
Bodrum’da 12 ay turizm bugün mümkün mü?
Kendimizi kandırmayalım. Mevcut şartlarla bunun kısa vadede gerçekleşmesi mümkün değil. Belki 20 yıl sonra… Belki 30 yıl sonra… Ama bugünün Bodrum’u için bu bir hedef değil, en fazla iyi niyetli bir temennidir.
Çünkü turizm önce sloganla değil, altyapıyla başlar.
Eğer 12 ay turizm istiyorsak önce;
Sağlam bir altyapı kuracağız.
Kronikleşen su sorununu çözeceğiz.
Trafik karmaşasını Bodrum’un kaderi olmaktan çıkaracağız.
Kentte güvenlik hissini tartışmasız hale getireceğiz.
Bunları başaramadan “12 ay turizm” demek, temeli atılmamış bir binaya çatı yapmaya benzer.
Sonra ne yapacağız?
Hava yolu şirketleriyle güçlü anlaşmalar yapacağız. Direkt uçuşları sezon dışına taşıyacağız. Bodrum’u sadece yazın değil, yılın her döneminde ulaşılabilir kılacağız.
Çünkü Bodrum’a gelmeyi düşünen bir turist şunu bilmek ister;
Yağmurda perişan olmayacak mı?
Susuz kalacak mı?
Çamur içindeki yollarda yürümek zorunda mı kalacak?
Sokakta rahatsız edilecek mi?
Kendini güvende hissedecek mi?
Eğer bu soruların cevabı net bir “hayır” değilse, o turist uçağa binmez.
Gerçekçi olalım…
Bodrum önce dolu dolu 4 ayı, sonra 6 ayı yaşar. Doğru adımlar atılırsa bir gün 12 ayı da konuşuruz. Ama bu bir sıçrama değil, uzun bir yürüyüştür.
Üstelik sadece altyapı yetmez.
Alternatif turizm olanaklarını büyütmek zorundayız. Spor turizmi, kültür rotaları, tarih turları, doğa yürüyüşleri, gastronomi… Bodrum’un potansiyeli var, ancak bu potansiyel planla ve vizyonla ortaya çıkar.
Bu yüzden Bodrum’u yönetenlere ve kent üzerinde etkisi olan tüm kurumlara bir çağrım var:
Şovenist söylemleri bırakın.
Gerçekçi olun.
Ayağı yere basan hedefler koyun.
Çünkü Bodrum halkı artık onlarca yıldır tekrar edilen cümlelere inanmıyor.
Bodrum’un ihtiyacı olan şey büyük laflar değil, büyük çözümlerdir.
Geliniz önce Bodrum’un gerçeklerini doğru tespit edelim.
Sonra hep birlikte şu sorunun cevabını arayalım;
“Bu kenti gerçekten nasıl daha yaşanabilir ve sürdürülebilir hale getiririz?”
İşte o zaman 12 ay turizm bir hayal değil, planlanmış bir gelecek olur.
Unutmayalım…
Hayal kurmak kolaydır.
Şehir yönetmek ise cesaret, akıl ve gerçekçilik ister.