Birkaç gün önce burada açık bir soru sordum;
“Çevreci misiniz, gösterişçi mi?”
Akbelen’de zeytin ağaçları taşındığında Türkiye ayağa kalktı.
Sosyal medya doldu taştı.
Basın açıklamaları, zincir eylemler, günlerce süren protestolar…
Haklı mıydılar?
Evet, çevre konusunda hassasiyet göstermek haktır. Hele de konu zeytinse!
Peki ama şimdi?
Milas’ta çok sayıda zeytin ağacının kesildiği iddiası var.
Valilik soruşturma başlattı.
Arazinin CHP Milas İlçe Başkanı’na ait olduğu öne sürülüyor.
Ve ilçe başkanı istifa etti.
Ama dikkat edin…
Sessizlik var!
Ne çevreci STK’lardan güçlü bir açıklama,
ne sosyal medyada büyük bir kampanya,
ne de “zeytin katliamı”na karşı meydanlar.
İyi de bu çifte standart değil mi Allah aşkınıza? Bu durumda samimiyet sorgulanmaz mı?
Akbelen’de zeytin taşındığında kıyamet kopuyorsa,
Milas’ta kesildiği iddia edilen zeytinler için neden aynı refleks gösterilmiyor?
Eğer çevre hassasiyeti siyasal kimliğe göre değişiyorsa,
o zaman ortada çevrecilik değil, siyasal pozisyon vardır, menfaat vardır.
Çevre ya herkes için kutsaldır
ya da hiç kimse için değildir.
Daha vahim olan ise şu;
CHP Genel Başkanı Özgür Özel “Zeytin Mitingi” için Milas’ta.
Bir tarafta zeytin mitingi,
diğer tarafta zeytin kesimi iddiası nedeniyle istifa eden CHP ilçe başkanı.
Bu tablo siyaseten son derece ağırdır.
Eğer iddialar doğruysa bu büyük bir çelişkidir.
Eğer iddialar doğru değilse, kamuoyuna açık ve şeffaf bir açıklama yapılmalıdır.
Ama susarak olmaz.
Bugün geldiğimiz noktada şu soruyu sormak zorundayız;
Türkiye’de çevre mücadelesi gerçekten doğa için mi,
yoksa politik pozisyon almak için mi yürütülüyor?
Akbelen’de haklıysak, Milas’ta da haklı olmalıyız.
İktidar söz konusu olduğunda çevreci,
muhalefet söz konusu olduğunda sessiz kalıyorsak
bu, çevreciliğin siyasallaştığını gösterir.
Ve siyasallaşmış bir çevre mücadelesi
inandırıcılığını kaybeder.
Bu yazı bir partiyi hedef alma yazısı değildir.
Bu yazı bir ilkeyi savunma yazısıdır.
Zeytin ağacı siyasetin üstündedir.
Çevre mücadelesi parti rozetine göre değişemez.
Soruşturma sonucunu bekleyelim.
Hukuk konuşsun.
Ama kamu vicdanı da konuşmalı.
Çevre herkes için kutsal değilse,
hiç kimse için değildir.