Yahu arkadaş!
Gerçekten artık bıkkınlık geldi.
Günlerdir aynı şeyi tartışıyoruz;
“Muğla’yı kim yönetiyor?”
Ahmet Aras, Gonca Köksal Aras, danışman Levent Arkan Eskişehir’e gitmiş…
Yılmaz Büyükerşen’i ziyaret etmişler…
Ve kıyamet kopmuş!
Fotoğraflar inceleniyor…
Kim nerede durmuş?
Kadrajda kim var?
Kim neden ön sırada?
Sanki Muğla’nın kaderi o fotoğraftaki duruşa bağlı!
Günlerdir bu konuşuluyor.
Günlerdir aynı tartışma dönüp duruyor.
Ama kimse şu soruları sormuyor;
Bu yaz musluklarımızdan kesintisiz su akacak mı?
Trafik yine kilit mi olacak?
Denizlerimize lağım akmaya devam mı edecek?
Turizm sezonunda esnaf para kazanabilecek mi?
Doğamız, yeşilimiz, mavimiz korunacak mı, yoksa yine birilerine peşkeş mi çekilecek?
Benim derdim bu.
Muğla’da yaşayan insanların derdi de bu.
Günlerce çeşmesinden su akmayan ev kadınının…
Çamurun içinde okula yürüyen öğrencinin…
20 bin lira maaşıyla mucize yaratıp ay sonunu getirmeye çalışan emeklinin…
İnanın bana ne danışman umurlarında,
ne Eskişehir ziyareti,
ne de fotoğrafta kimin nerede durduğu.
Onların tek derdi var;
“Biz bu şehirde nasıl yaşayacağız?”
Altyapı çalışmaları yüzünden aylarca kazılan yollar…
Bitmeyen çalışmalar…
Toz, çamur, trafik…
Peki soruyorum;
Sezona kadar bunlar bitecek mi?
Gerçekten Muğla’yı yönetenler bize bunu anlatmalı.
Çünkü Muğla artık siyaset dedikodusundan yoruldu.
Muğla artık fotoğraf analizlerinden yoruldu.
Muğla artık boş tartışmalardan yoruldu.
Biz artık şunu konuşmak istiyoruz;
Muğla’nın geleceği ne olacak?
Altyapı ne zaman tamamlanacak?
Turizm nasıl güçlenecek?
Gençler bu şehirde kalabilecek mi?
Doğamız nasıl korunacak?
İnanın bana insanlar bunları konuşmak istiyor.
O yüzden artık gerçekten yeter.
Muğla’yı konuşalım.
İlçelerini konuşalım.
Sorunlarını konuşalım.
Çözümlerini konuşalım.
Çünkü kimsenin umurunda olmayan bu tartışmalar artık gerçekten kabak tadı vermeye başladı.