Dün yine klasik Bodrum hikayelerinden birini yaşadık.
Bir kamyon ani fren yapıyor, dorsedeki yük yola saçılıyor. Güvenlik için ne yapılıyor? Sadece bir şerit kapatılıyor. Altını çiziyorum, Sadece bir şerit!
Sonrası mı? Zaten tahmin ediyorsunuz…
Bodrum’un trafiği komple kilit.
Araçlar ilerleyemiyor, insanlar saatlerce yolda kalıyor. Kimisi işe geç kalıyor, kimisi evine ulaşamıyor. Bildiğin şehir duruyor.
Bu ilk mi? Değil.
Geçen yıl Bitez’de bir su borusu patladı. Yine bir yol kapandı. Yine aynı film… Trafik allak bullak.
Daha geçen hafta Ortakent’te gündüz vakti yapılan asfalt çalışması yüzünden trafik Turgutreis’e kadar uzadı. Hala soruyorum, Bu işler neden gece yapılmaz? Gerçekten anlamıyorum. Neyse!
Bakın, bu artık tesadüf değil.
Bu, yıllardır görmezden gelinen bir sorunun sonucu.
Biz ne dedik?
“Önlem alın, birkaç yıl sonra bu şehir hareket edemez hale gelecek” dedik. Hatta adeta bir tarafımızı yırttık!
Ama ne oldu? Laf çok, icraat yok.
Şimdi gelinen noktada gerçek şu;
Bodrum’da trafik öyle bir hale geldi ki, 5-10 metrelik bir şerit kapanması bile sistemi çökertiyor.
Peki çözüm?
İnan artık bunu anlatmaya bile gerek yok.
Gerçekten söylüyorum, 3 yaşındaki çocuk bile ne yapılması gerektiğini az çok anlar.
Ama iş çözmekte değil, görüntü vermekte olunca…
Toplantılar, ziyaretler, güzel cümleler… Hepsi var.
Ama direksiyondaki vatandaş hala yolda bekliyor.
Ben artık çok da bir şey söylemek istemiyorum.
Çünkü söyleye söyleye geldik buraya.
Durum ortada.
Gerisini siz düşünün.