Lösemili Çocuklar Vakfı…
Kısaca LÖSEV.
Türkiye’de adını duyduğumuzda hepimizin içini rahatlatan, çalışmalarını takdir ettiğimiz en önemli sivil toplum kuruluşlarından biri.
Yıllardır lösemiyle mücadele eden çocukların yanında duran, ailelerine destek olan, umut veren bir vakıf.
Bağış yapmak istediğimizde çoğumuzun aklına ilk gelen kurumların başında geliyor.
Tıpkı Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ya da Türk Eğitim Vakfı gibi.
Toplum olarak bu tür kurumlara daha fazla destek vermemiz gerektiğine inanıyorum.
Her fırsatta çevremizdeki insanları da bu kurumlara katkı sağlamaya davet etmeliyiz.
Ancak son günlerde bana ulaşan bazı mesajlar, konunun başka bir yönünü de düşünmem gerektiğini gösterdi.
Bodrum’da yaşayan bazı lösemi hastası çocukların aileleri bana ulaştı.
Söyledikleri şey çok dikkat çekiciydi.
Şöyle diyorlar;
“Lösemi tedavisinde en önemli unsurlardan biri moral.
Biz aileler çocuklarımızın moralini yüksek tutmaya çalışıyoruz.
Ama son zamanlarda Bodrum’da o kadar çok LÖSEV bağış reklamı görmeye başladık ki, bu durum çocuklarımızı da bizi de psikolojik olarak etkiliyor.”
Gerçekten düşünmeye değer bir konu.
Çünkü çocuklar zaten zor bir tedavi sürecinden geçiyor.
Aileler ise bu sürecin yükünü hem duygusal hem de fiziksel olarak taşıyor.
Ve siz nereye giderseniz gidin karşınıza sürekli lösemi, bağış, hastalık temalı afişler çıkarsa…
Bu durum ister istemez o aileler için moral bozucu bir tablo oluşturabiliyor.
Açık söyleyeyim…
Ben bu tarafını daha önce hiç düşünmemiştim.
Ama onların gözünden bakınca da hak vermemek mümkün değil.
Evet, LÖSEV’e bağış yapılmalı.
Evet, toplumun bu konuda bilinçlenmesi çok önemli.
Ama belki de şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:
Bu reklam ve afişler daha planlı, daha hedefli bir şekilde yapılabilir mi?
Çünkü sokaklarda gördüğümüz her afiş gerçekten bağışa dönüşüyor mu?
Bunun etkisi ölçülüyor mu?
Yoksa bazı durumlarda farkında olmadan, zaten zor bir süreç yaşayan ailelerin psikolojisini mi etkiliyor?
Bu yazı bir eleştiri değil.
Bir suçlama hiç değil.
Sadece lösemiyle mücadele eden çocukların ailelerinden gelen bir sitemi ve hassasiyeti paylaşmak istedim.
Belki de bu konu üzerine düşünülür.
Belki daha farklı bir iletişim yolu bulunur.
Sonuçta hepimizin ortak amacı aynı:
O çocukların sağlığı ve mutluluğu.
Ben sadece bir mesajı ilettim.
Malum…
Elçiye zeval olmaz.