Bu bir maden yazısı değil.
Bu bir enerji tartışması da değil.
Bu yazı, suyumuz üzerine.
10 Ocak 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan acele kamulaştırma kararıyla Milas sınırları içinde, Çamköy ve çevresinde yüzlerce parsel linyit madeni için kamulaştırıldı. Kâğıt üzerinde “kamu yararı” deniyor. Sahadaki karşılığı ise çok net;
Su havzaları, zeytinlikler ve tarım alanları ciddi risk altında.
Ve kimse şu soruya cevap vermiyor!
Bu acele kimin?
Acele olan ne?
Muğla yeni bir su kriziyle karşı karşıya değil.
Bodrum yıllardır her yaz susuz kalıyor.
Milas’ta yeraltı su seviyeleri alarm veriyor.
Yani ortada ani bir durum yok.
Ama ortada ani bir karar var.
Çamköy su havzası, Bodrum ve Milas’ın en önemli içme suyu kaynaklarından biri. Yılda milyonlarca metreküp su buradan sağlanıyor. Bu bölgeye madencilik faaliyeti sokulduğu anda, yeraltı suları geri dönülmez biçimde etkilenir. Bunun bilimsel örnekleri de, acı tecrübeleri de var.
Akbelen bunun en yakın örneği.
Akbelen yetmedi
Akbelen’de ne yaşandığını unutmadık.
Ormanlar gitti, toprak zarar gördü, geriye büyük bir tahribat kaldı.
Şimdi benzer bir süreci bu kez su üzerinden yaşıyoruz.
Ağaçlar kesilmişti, şimdi musluklar tehlikede.
Üstelik kamulaştırılan parsellerin bir kısmı tapuda zeytinlik olarak kayıtlı. Yani mesele sadece çevre değil, aynı zamanda geçim meselesi. Köylünün atadan kalma toprağı, “acele” denilerek elinden alınıyor.
Sormak gerekiyor;
Bir maden için acele edilirken, su için neden edilmez?
Kamu yararı kimin yararı?
“Kamu yararı” kavramı sıkça kullanılıyor.
Ama kamunun kim olduğu pek konuşulmuyor.
Kamu;
– Yazın susuz kalan Bodrumlu mudur?
– Zeytininden, toprağından geçinen köylü müdür?
– Tarımla ayakta durmaya çalışan Milaslı mıdır?
Yoksa kamu;
– Maden sahaları mı,
– Şirket bilançoları mı,
– Kısa vadeli çıkarlar mı?
Devletin asli görevi vatandaşının yaşam hakkını korumaktır.
Ve bugün Muğla’da yaşam hakkının adı sudur.
Su yoksa turizm de yok
Bodrum’u ayakta tutan sadece deniz değildir.
Turizm, tarım, günlük yaşam… hepsi suya bağlıdır.
Su yoksa;
– Turizm yok
– Tarım yok
– Ekonomi yok
– Hayat yok
Bunu anlamak için uzman olmaya gerek yok.
Ama belli ki karar masalarında bu gerçek yeterince dikkate alınmıyor.
Bu bir tercih
Kimse “mecburduk” demesin.
Bu bir tercih meselesi.
Bir tarafta:
– Su havzaları
– Zeytinlikler
– Tarım alanları
Diğer tarafta:
– Linyit
– Termik santral
– Geçmişte kalması gereken bir enerji anlayışı
Bodrum, Muğla yıllardır bu tercihlerin bedelini ödüyor.
Ormanıyla, suyuyla, toprağıyla.
Ve artık şu cümleyi yüksek sesle kurmak gerekiyor;
Muğla’nın madenlere verecek başka suyu yok.
Ve son olarak belirtmek isterim ki;
Bu su kimsenin şirket rezervi değildir.
Bu zeytinlikler kâğıt üstünde silinecek parseller değildir.
Muğla’nın suyu Muğla’nındır.
Bodrum’un musluğu, maden vanasına bağlanamaz.
Bu mesele kapanmaz.
Çünkü su meselesi, gelecek meselesidir.
