Duman öldü… ama asıl mesele hala sokakta.
Bodrum Güzel Sanatlar Fakültesi’nde katledilen “Duman” adlı kediyi hepimiz duyduk.
Derisi yüzülerek öldürülen o savunmasız can, bu ülkenin vicdanına bir utanç olarak kazındı.
Hepimiz öfkelendik.
Hepimiz lanetledik.
Hepimiz “insanlıktan çıkmışlar” dedik.
Peki soruyorum şimdi…
Yazın o masum canları sahiplenip,
kış gelince “taşınıyoruz”, “bakamıyoruz”, “ev sahibi istemiyor” bahanesiyle sokağa atanlar…
Onlar suçsuz mu?
Duman’ın derisini yüzenlerle,
bir hayvanı sıcak evden alıp soğuk sokağa bırakan zihniyet arasında gerçekten fark var mı?
Bence yok.
Çünkü sonuç aynı.
Aynı korku.
Aynı açlık.
Aynı yalnızlık.
Ve çoğu zaman… aynı ölüm.
O hayvanların dili yok.
Canları yandığında “acıdı” diyemiyorlar.
Üşüdüklerinde “donuyorum” diye kapıya vuramıyorlar.
Aç kaldıklarında kimseye hesap soramıyorlar.
Siz onları yazın seviyorsunuz.
Fotoğraf çekiyorsunuz.
Instagram’a koyuyorsunuz.
“Canım benim” diyorsunuz.
Sonra sezon bitiyor.
Bodrum boşalıyor.
Evler kapanıyor.
Vicdanlar da kilitleniyor.
Ve o canlar, bir gecede sokağın ortasında kalıyor.
Ne yaptıklarını anlamadan.
Neden terk edildiklerini bilmeden.
Halbuki bu hayvanların tek istediği şey çok basit;
sevgi, şefkat ve sıcak bir yuva.
Siz onlara bunu verdiğinizde,
onlar size dünyada belki de anneniz dışında kimsenin veremeyeceği bir şeyi verir;
Karşılıksız sadakat.
Bakın gözlerine…
O mutluluğu görmek her şeye değmez mi?
Ama biz ne yapıyoruz?
Hayvanı yazlık gibi görüyoruz.
Sezonluk seviyoruz.
Kış gelince kaderine terk ediyoruz.
Sonra da bir vahşet yaşandığında sadece “lanet olsun” deyip geçiyoruz.
Hayır…
Bu iş böyle bitmez.
Duman’ı öldüren sadece o caniler değildi.
Bu şehirde sorumluluk almadan hayvan sahiplenen herkesin bu suçta payı var.
Bodrum artık bu gerçeği konuşmak zorunda.
Çünkü vicdan, mevsimlik olmaz.
