Uçak kazaları olur…
Büyük zincirleme trafik kazaları yaşanır…
Toplu zehirlenmeler, büyük yangınlar çıkar…
Can kaybı çok olunca, hem dünyada hem Türkiye’de günlerce konuşulur. Manşetler atılır, tartışmalar yapılır, yetkililer açıklama yapar.
Keşke hiçbiri yaşanmasa. Keşke tek bir can bile yitip gitmese.
Ama kimsenin konuşmadığı, herkesin alıştığı bir şey var artık!
Motosiklet kazaları.
Bodrum’da neredeyse her gün motosiklet kazası oluyor.
Ya ölüm…
Ya ağır yaralanma…
Ama o kadar sık oluyor ki, artık kimse dönüp bakmıyor.
Haberlerde görüyoruz, iki satır okuyoruz, geçiyoruz.
Çoğu insan haberi bile fark etmiyor.
Oysa genele vurduğunuzda tablo korkunç!
Yüzlerce, binlerce insan motosiklet kazalarında hayatını kaybediyor.
Bodrum’da da durum farklı değil.
Açık söylüyorum!
Bodrum’da motosiklet kazası haberi vermediğimiz gün neredeyse yok.
Ve en acısı ne biliyor musunuz?
Ölenlerin büyük bölümü gençler!
Gençlerimiz birer birer toprağa düşüyor.
Ama buna rağmen ne motosiklet sürücüleri akıllanıyor,
ne de motosiklete zerre saygısı olmayan diğer sürücüler.
Gençler, sözüm size!
Kusura bakmayın ama motosiklet üstünde yaptığınız o “artistlikleri”
“kanımız kaynıyor” diye açıklayamazsınız.
Bu yaptıklarınız cesaret değil.
Bu yaptıklarınız özgürlük hiç değil.
Bu düpedüz aptallık.
Son sürat, üstelik kasksız…
Araçların arasından slalom yaparak ilerlemek ne demek?
Motosikletin önünü kaldırıp metrelerce gitmek neyin ispatı?
Kime neyi kanıtlıyorsunuz?
Evet, siz ölünce belki sizin için her şey bitiyor.
Ama ya geride bıraktıklarınız?
Anneniz…
Babanız…
Kardeşiniz…
Sevdiğiniz…
Onları da yavaş yavaş öldürdüğünüzün farkında mısınız?
Bir de işin başka bir yüzü var!
Trafikte yaptığınız her “artistlik”,
sadece sizi değil, masum insanları da tehlikeye atıyor.
Bir anlık şov, bir saniyelik hata…
Sonrası ömür boyu vicdan azabı, telafisi olmayan acılar.
Bu iş sadece ceza kesmekle çözülmüyor
Bodrum’da motosikletlere yönelik sivil denetimler şart.
Sadece radar koyarak, ceza yazarak bu iş olmuyor.
Olmadı, olmayacak.
Eğitim şart.
Denetim şart.
Caydırıcılık şart.
Çünkü gençlerimiz sapır sapır dökülüyor.
Onlar gidiyor…
Geride kalanlar her gün ölüyor.
Bu bir kaza meselesi olmaktan çıktı.
Bu, göz göre göre gelen bir felaket.
Yazık değil mi?
