Madenlere Verecek Başka Suyumuz Yok!
Söz konusu kararın Muğla’nın kritik su havzalarını ve halkın geleceğini tehdit ettiğini vurgulayan Öneş Derici, “Muğla zaten ciddi bir su krizinin ortasında. Şimdi bir de su havzalarımızı, işlevini yitirmiş bir linyit madeni uğruna talan mı edeceksiniz?” diyerek iktidara seslendi.
“Çamköy su havzası Bodrum ve Milas’ın nefes borusu”
Çamköy bölgesinden Bodrum’a yılda yaklaşık 5 milyon metreküp içme suyu sağlandığını hatırlatan Öneş Derici, acele kamulaştırma kapsamındaki arazilerin doğrudan su havzası üzerinde yer aldığına dikkat çekti. Bu bölgede yapılacak madencilik faaliyetlerinin yeraltı sularını geri dönülmez şekilde etkileyeceğini belirten Derici, Bodrum’un içme suyu kuyuları ile Güllük ve havalimanı çevresindeki su kaynaklarının ciddi risk altında olduğunu ifade etti.
2025 yılının Türkiye genelinde son 50 yılın en şiddetli kuraklıklarından biri olarak kayıtlara geçtiğini anımsatan Öneş Derici, “Akbelen’de yaşanan orman tahribatı yetmedi, şimdi de linyit uğruna su kaynaklarımız hedef alınıyor. Bu kabul edilemez” dedi.
“Yıllardır su krizi yaşayan Muğla linyit için mi kurban edilecek?”
Muğla genelinde özellikle Bodrum ve Milas’ta her yaz yaşanan su sıkıntısının bir yönetim tercihi olduğunu savunan Öneş Derici, “Bir yanda vatandaş susuz kalırken, diğer yanda su kaynakları termik santrallere ve kömür madenlerine feda ediliyor. Devlet, halkın suyunu mu yoksa şirketlerin kârını mı koruyacak?” diye konuştu.
Kamulaştırma kapsamındaki bazı parsellerin tapuda zeytinlik olarak kayıtlı olduğunu da vurgulayan Derici, hem su kaynaklarının hem de tarım ve üretim alanlarının tehdit altında olduğunu belirtti. Öneş Derici, “Çamköy, Bağdamları, Çakıralan, İkizköy, Karacağaç ve Karacahisar’daki tarım arazilerimiz, zeytinliklerimiz ve suyumuz için mücadelemiz sürecek. Muğla’yı yok etmek isteyen bu anlayışa karşı tek yürek olacağız” ifadelerini kullandı.